25 Eylül 2011 Pazar
18 Nisan 2011 Pazartesi
Parçalı forma ve TRT !
Arda Turan bir Metin Oktay değildir . Çünkü Arda Arda'dır Metin de Metin . Metin Oktay hayatında hiç mi hata yapmamıştır ? Hiç mi gece hayatı , sevgilileri olmamıştır ? Rahmetlinin tek filmi Taçsız Kral'da bile aşklarından bahsediliyor yahu . Onun yaşadığı devir ile günümüzü bir tutanlara harbiden aşkolsun . Bana Metin Oktay'ı izlemek nasip olmadı . Benim gibi onu izlemeyen yığınla adamın hep Metin Oktay perspektifinden bugüne kadar Arda'yı eleştirmesi haksızlık değil mi sizce ? Arda'yı izlemek göze hoş geliyor . Göz gördüğüne gönül verirmiş kardeşim . Metin Oktay efsanesini ne kadar anlatmaya çalışsanız da saygı duyarız , susarız ama hayat devam eder biz yine gözlerimizin gördüğüne bakarız. İnsan böyle bir şey işte. Arda'dan ve bizlerden sonra gelen nesil de Arda'yı arka plana atacaktır muhtemelen. 20 Mart 2011 Pazar
Sen de git Baros !
Hareketleri ,tavırları yedi tepeli şehirden kaçmak ister gibi . Her geçen hafta delirmiş , şirazesi kaymış , sinirli ve kart manyağı bir futbolcudan medet uman taraftara harbiden yazık oluyor . G.Saray'ın şu anki halinde kalburüstü futbolculardan birisi olduğunu bildiği için şımarıklığı tavan yapmış durumda. Biz Türkler hırslı , deli fişek futbolcuları severiz . Ama Baros bu ince çizgiden kat kat uzakta. Takımın hali onun da kimyasını bozmuş olabilir ama taraftar bazı şeyleri yemiyor artık . Hakemlerle ağız dalaşına girmesi onu kahraman yapmıyor . Takımına zarar veren futbolcuları kim sever ki ? Öfke kontrolü olmayan , arkadaşlarını da strese sokan Baros'un artık kafasında G.Saray defterini bitirdiği o kadar aşikar ki . Sizi bilmem ama giderse ben hiç üzülmeyeceğim .
19 Mart 2011 Cumartesi
Kimyadan çakmak !
Taraftarın kimyası altüst olmuş durumda . Yaşayan her bir Cimbomlu fani bu takımın dibi ne zaman göreceğini merak ediyor . Evet G.Saray hala dip yapmadı , derinlere indikçe iniyor . Elindeki bütün mermileri boşa sallayan karavanacıların oluşturduğu bir ekibin ruh dünyasının her geçen gün bozulduğunu görmek içler acısı . Dibe vurup yukarılara tekrar çıkmanın yolu temizlikten geçiyor . Bu temizliği yapabilmenin yolu da yönetimin ve teknik kadroyla beraber bir çok futbolcunun Florya topraklarına bir daha adım attırılmaması . G.Saray senelerini kaybediyor ! Önemli değil 3-4 sene daha Şampiyonluk gelmesin . Bu sezon taraftarlar yaşadıklarıyla zaten sabır antremanını fazlasıyla yaptı . Tek dileğimiz futbolun değişen gerçeklerine ayak uydurmayı destur edinmiş yürekli ve ciğerini patlatırcasına koşup ruhunu sahaya katabilecek delikanlı futbolcuların bir araya gelmesi .
27 Şubat 2011 Pazar
Öff ulen Cimbom öffff !
Son 10 sezonda G.Saray'ın aldığı mağlubiyet sayısı şu ana kadar 67 olmuş . Cimbom bu sene kendi rekorunu kırıp şimdiden 11 kez sahadan yenik ayrılarak ele güne bizleri rezil etti . Ezeli rakiplerden Fenerbahçe'nin son 10 sezonda ligde aldığı mağlubiyet sayısı 57 iken Beşiktaş'ın da G.Saray gibi 67 . Yani bu sezon resmen Cimbom'u çaptan düşürmüş . Süper Lig'de oynanan diğer çekişmeli ve korakor maçları izledikçe G.Saray'ın diğerlerine göre bir hayli güçsüz ve çaresiz olduğu aşikar . Kırılgan ve çelimsiz G.Saray'ı maçların ilk ve son çeyreğinde haklamış rakipleri . - 0-15 arası 7 gol
- 16-30 arası 1 gol
- 31-45 arası 5 gol
- 46-60 arası 4 gol
- 61-75 arası 5 gol
- 76-90 arası 7 gol
yemiş Cimbom . Yani maçın başı ve sonları çoğu maçta sarı kırmızılıların kaderini çizmiş . Kanatları çalışmayan , yaratıcılıktan uzak orta sahası vizesiz geçişe dönmüş G.Saray'ın önemli isimlerinin yokluğu ve teknik adam(lar)ın maç içinde oyunu okuyamayıp yetersiz kalması rezil sezonun nedenlerinden . Kaliteden yoksun yerli ve yabancıların her maçta iskeleti oluşturamadan bir şeyler yapmaya çalışmaları beyhude çabadan öteye geçmiyor. G.Saray şu futboluyla büyük ihtimal seneye Avrupa'da da oynayamaz . Türkiye Kupası'na uzanması sürpriz ötesi bir durum . Gelecek sezonları kurtarma adına yapılacak tek iş Hagi ve gereksiz bir çok adamla yolların ayrılması ve sabırlı olunması . Hagi maalesef dersini çalışmayıp rakiplerini iyi süzemediği gibi maçın gidişatını değiştirecek hamlelerde de bulunamıyor. Futbolculuğunda engin bir deniz olan Romen'in teknik adamlıkta vizyonsuzluğu illallah deditecek cinsten . O da artık inanmıyor , onun da şevki kaçmış durumda. Gelir mi bilmem ama Abdullah Avcı ile anlaşılsa hiç fena olmaz seneye . Bu saatten sonra paraları deli gibi savurup Türk futbolunu tanımayan yabancı hocalara takımı emanet etmek akıllıca olmaz. Hakan Şükür ismini duyunca bir çok kişinin kaşlarını çattığını görür gibiyim. Fakat onun da yönetime katılımıyla bir silkinme yaşanabilir gibime geliyor. Sevseniz de sevmeseniz de bu takımı derleyip toparlayacak bir abiye ihtiyaç var . Zapata'yı şutlayıp İskandinav ekolünden bir kalecinin alınması gerekiyor. Oralarda iyi kaleci yetişir genelde . Rus ve Ukrayna'da koşturan çalışkan ve kaliteli isimlerin izlenmesi ve araştırılması gerekiyor. Rus ve Ukrayna futbolunun son yıllardaki evrimi gözden kaçırılmamalı. Ligimizin sertliğiyle başedebilecek fazlasıyla futbolcu var oralarda. Çıtkırıldım sakat yıldızlardan gınağı geldi artık . Sabaha kadar konuşsak konuşuruz bu Cimbomu . Cenk Tosun gibi nice gurbetçiler var dışarda . Ama her şeye rağmen oyuncuların pes etmiş ruhsuz halleri var ya işte o bizi yüreğimizden vuruyor işte . Bu seneyi de geçtim , gelecek senelerde bu enkazı kaldırmak bir hayli zor olacak...
28 Ocak 2011 Cuma
Poz dediğin böyle olur ...

Lucas Neill üzerine millileri çekip Katar'ın tuhaf yapılı gökdelenlerinde poz vermiş ya harbiden beğendim . Hele arkasındaki füze kılıklı gökdelen nasıl bir yapıdır , enteresan . Bu arada şu zıkkım turnuva bir an önce bitse de gelse iyi olacak , özledik ...
25 Ocak 2011 Salı
Darphane çalışmaya başladı !
Galatasaray'ın Sivasspor ile geçtiğimiz sezon Ali Sami Yen'de oynadığı maçta elde ettiği gelir 150 bin lira ! Sivasspor ile TT Arena'da oynadığı maçta ise sadece bilet satışından elde ettiği gelir 1 milyon 142 bin lira imiş . Yani nerdeyse 7.8 katı filan . Diğer miktarlardan bahsetmiyorum bile . Ali Sami Yen'de oynanan maçlarda elde ettiği gelirle elektrik parasını bile ödemekte zorlanan G.Saray'ın gelirleri Arena'nın yapılmasıyla birden fırladı . Önceden Derbi maçlarında bile elde edilen gelir 650 bin lira civarındaymış . Şimdi derbi başı 2.5 milyon lira gelir bekleniyor . Amaç ayrıca kombine satışlarını artırıp yılda 30 milyon lira civarında kazanım elde etmek . Büyük takım olabilmeyi yeni yeni öğreniyor Cimbom . Darphanesi pardon stadı olmayan takımlar ister istemez yarışın dışında kalıyor . Daha şimdi değil ama bir kaç sene sonra Cimbom'un bu stadda oynamakla ne kadar hayırlı bir iş yaptığını tam manada anlayacağız galiba. Tabi bu kadar geliri nasıl değerlendirirsiniz orası ayrı bir konu . Ona da iyi bir yönetim gerekiyor hani yani ....
20 Ocak 2011 Perşembe
Yekta'nın gelmesine sevindim ...
İzmir aslında tam bir futbolcu cennetidir. İzmir çocuğu Yekta Kurtuluş futbolumuzun nadide gençlerinden birisi . G.Saray'ın son yıllarda oluşan kalitesiz ve çapsız yerli futbolcu potansiyelinde parıldayacak adamlardan birisidir. G.Saray'ın şampiyonluklarında dikkat edersiniz yerli dinamikleri etkin rol oymamıştır . Dolayısıyla G.Saray'ın yabancı müsrifliğinden çok kaliteli yerli sayısına ziyedesiyle ihtiyacı var. Iskalanmasından endişelendiğim bir yeteneğin G.Saray'a gelmesine çok sevindim . Kendine iyi bakar sakatlanmazsa , futboluna her gün bir şeyler daha katabilirse geleceği adına olumlu şeyler söyleyebilirim . Bir de Hagi bu genci bozuk para gibi harcamazsa iyi olur hani . Stancu'ya gelince hiç bir fikrim yok . Umarım burada , yeniden patlamaya ihtiyacı olan Romen futbolunun fişeklerinden birisi olur.
4 Ocak 2011 Salı
Birileri şu yönetimi durdursun !
Galatasaray mı , ıslah evimi belli değil ! Elin zibidilerini , ıskartalarını takıma monte edip durdunuz , Arena'nın lüks localarında puro yakıp komediyi izleyin artık . Bu yönetim tek başına rus ruleti oynuyor . Ne zaman beyinleri patlayacak merak halindeyim . Bu çakma Türk'ün eti budu belli , ne yapacağı belli .Hadi onu geçtik takımın eksik bölgeleri dünden belli . Bu transfer de neyin nesi yahu ! Vah Misimovic vah ! Nasıl bir cümbüşün içine düştün gör şimdi . Allahım şu sezon ne olur şimdiden bitsin artık ...
19 Aralık 2010 Pazar
Acele işe ....
Son geçen bir kaç yılda G.Saray, G.Saray'a gelen futbolcu ve teknik adamlar ve takımın geleceği üzerine kurduğumuz hayaller hep güme gitti .Bugün de genç bir çocuk çıkıp G.Saray'a 3 puanı getirdi ve insanları yeni bir hayal dünyasının içine soktu . Yarın basın, medya ve blogger kardeşlerimiz Anıl'ın üzerine titreyecek büyük ihtimalle . Ben de Anıl adına sevindim ama G.Saray futbol takımı dediğim gibi umutlarımızın içine etti hep. Fazla da sevinmeyelim , soğukkanlı olalım bekle-gör politikası uygulayalım bence .Bir maçla yıldız olunmuyor malesef . Gerçekten sevindim bu genç adamın golüne . Ama sakin , sakin,sakin ! Kursağımızda kalmasın ...
11 Aralık 2010 Cumartesi
Her güzel şeyin bir sonu vardır !
Ali Sami Yen'e ilk defa 1986 yılında gitmiştim . O zaman 8 yaşındaydım . Babam abimle benim elimden tutmuş bizi G.Saray'ın açılışına götürmüştü. Stada girerken kalbim güm güm atıyordu . Stadın merdivenlerinden çıkarken babamın elini bırakıp koşmuş ve sahayı gören ilk ben olmak istemiştim. Yemyeşil çimlerle ilk karşılaştığımda şaşkınlıktan donakalmıştım . Çünkü hayatımda ilk defa canlı canlı bir çim saha görüyordum ve o da canımdan çok sevdiğim takımımın sahasıydı . Taraftarın seni sevmeyen ölsün şarkısı eşliğinde Prekazi ve Tanju önde olmak üzere tüm futbolcular 1 saat sonra sahaya çıktığında rüya mı bu ya dediğimi hatırlar gibiyim. Aradan 24 sene geçti . Welcome to Hell Stadı huzurevinde ölümü bekleyen kimsesiz yaşlılar gibi haketmediği bir sonla bu dünyadan göçtü gitti . Takımın ruhsuz futbolu pek incitmedi beni , alıştık artık . Ama şu Cimbom var ya 100.yılında şampiyon olamadı üzüldük , rakiplerinin puan kaybettiği haftalarda puanlar kaybetti üzüldük , saçmasapan mağlubiyetler aldı üzüldük . Son maçında Ali Sami Yen'i 3 puanla kapatsın dedik yine üzüldük . Şu son maçında bari çuvallamasaydık yahu . Dibi ne zaman göreceğiz merak etmeye başladım , kabak tadı verdi artık .Yakın tarihte hatırladığım en kötü G.Saray 2.Fatih Terim dönemindeki 2003-2004 sezonu. Ligi 6.sırada bitiren Cimbom 34 maçta alınan 15 galibiyet , 9 beraberlik ve 10 mağlubiyetle sezonu tamamlamıştı. O zamanki tabloda bile G.Saray'ın ilk yarı itibarıyla 17 maçta topladığı puan 28'di . Her takım kötü dönemler yaşar , fakat G.Saray'da eksik ve gedikleri kapatmak için bir gayret emaresi görmek bir yana işler daha da kötüye gidiyor. Cimbom'u yenmek artık sıradanlaştı . Neyse fazla da bir şeyler yazasım gelmiyor , blog aşkımı da öldürecek bu takım yakında benim...
29 Kasım 2010 Pazartesi
Etimiz budumuz bu !
Her inişin bir çıkışı , her karanlığın bir sabahı vardır var olmasına da bu Cimbom'un inişi ne zaman biter , güneş yüzünü ne zaman kestirir bilinmez. Daha bundan dip var mıdır merak ediyorum . Yeni nesil artık G.Saray'lı değil , şu anda olmaz da . Benim 5 yaşındaki oğlana bu mağlubiyetlerle Cimbom sevgisini açıklamaya çalışırken çektiğim eziyeti bir bilseniz :) Kötü olan ne biliyor musunuz ? Takımın yenilgilere karşı artık bağışıklık kazanmaya başlaması . Futbolcular mağlubiyetlere alışmış , seyirci de alışmış ve yönetim dünden alışmış! Kewell'ın yüzünde hep gülücükler , Neill aman hocam Nobre'ye kart gösterme , suçu yok diye çırpınıyor. Futbolda bunlar olsun da kardeşim derbinin bir özelliği olmalı be ya ! Rakibini bir korkut ,yıldır maçtan sonra verirsin teselli olayını . G.Saray artık ürkütmüyor , çünkü büyüklük emareleri kalmamış.
Futbolda kötü günler her zaman olabilir . Avrupa liglerini bir kolaçan edin , kalburüstü bir çok takımın puan cetvelinde alışık olmadığı yerlerde oladuğunu göreceksiniz. Futboldur deriz geçeriz . Yapılması gereken geleceği kurtarmak . Bu sene zaten bitti . Bu kadroyla Türkiye Kupası da hayal. Şimdiden bir temizlik , bir vizyon oluşturup gelecek seneyi kurtarmak lazım . Ama o vizyonu gösterebilecek bir yönetim olmadığından bir şeyler umut etmek zor. Devre arası gelişmeleri ne olur bekleyelim , ondan sonra takımın geleceği üzerine biraz kahinlik yapabiliriz...8 Kasım 2010 Pazartesi
Çok oynadın Cana !
Lorik Cana G.Saray'a geldiğinden beri şu ana kadar 11 resmi maçta forma giymiş .Sadece OFK Belgrad ile yapılan maçta 90 dakika oynamış . Sonra ligde 72, 59, 27 ,65, 60 ve 54.dakikalarda oyundan alınmış; 64,79,49 ve83. dakikalarda oyuna katılmış . Toplam 494 dakika top oynamış . Ortalamaya vurduğumuzda 46,72 dakika top koşturmuş . Allahaşkına bir insan her daim oyundan alınıyorsa o adamda zerre kadar moral kalır mı ? Halı sahada veya amatör top oynarken daha ilk yarıda veya tam maça kendinizi kaptırmışken oyundan alındığınızı düşünün , ne hissedersiniz ? İyidir kötüdür ne derseniz deyin .Kesinlikle iyi veya kötü topçu muhabbetinde değilim. Bu adama resmen G.Saray kulübü hakaret ediyor . Eminim geldiğine bin pişmandır. Arnavut futbolcu nasıl oyuna konsantre olsun , ne yapsın ? Ne zaman oyundan çıkarım stresiyle bir adam top mu oynayabilir ? Cana nasıl bir anlaşma yaptı merak ediyorum . Acaba 90 dakika oynamazsa parası kesilir diye bir madde mi var kontratında . Bizim yöneticiler çakallık yapacağım diye adamın psikolojisini mi altüst ettiler ? Nedir durum acep ?
31 Ekim 2010 Pazar
Sezonu kurtarmak ..!
Maçtan sonra Lig Tv'nin maç analizleri gözüme çarptı . G.Saray maç boyunca 340 pas yaparken Antalyaspor 375 pas yapmış . Uzun zamandır Ali Sami Yen'de bir Anadolu takımının 11'e 11 oynayıp Cimbom'dan daha fazla topa sahip olduğu bir maçı hatırlamıyorum . Sahada olması gereken ayaklar tribünde çekirdek çitlerken sahadakilerin mücadeleye dayalı performansı yadırganmamalı doğal olarak . Bunun getirisi olarak sahanın en çok koşan ismi Barış Özbek olmuş . Misimovic ve Pino dışında hücum çeşitliliğini fazla ummadığımız maçta Servet'in golü maçın gidişatını değiştirdi . Aslına bakarsanız Tita'nın müsait pozisyonu Ufuk'un ellerinde kalmasaydı bizleri nasıl bir gece beklerdi düşünemiyorum . Hagi elindeki malzemeyle insanları doyurmasını bilebiliyor . İşte bu yüzden hep zengin bir mutfakta çalışmış Rijkaard'a göre durumu kurtarabilmekte daha becerili . Oyunu okuması ve maç içi varyasyonlarını anında uygulaması Hagi'nin zekasını ve dikkatini göstermiştir. Önümüzdeki haftalarda fikstür zor , eksik çok . Eksiklerin takıma katılımı da ayrı bir dert . Çünkü futboldan uzak kalan oyuncuların tam performans gösterebilmeleri zaman alıyor ve Hagi'nin oyun anlayışında mücadele esas unsurlardan . Bence bu takımın şu andaki hedefi liderin en çok 4 ya da 5 puan gerisinde ilk devreyi kapatabilmesi olmalı . Sakatların iyileşmesi , iyi bir devre arası kampı ve kuvvetli bir Seyrantepe atmosferi bu sezonu kurtarabilir .Kalan 7 maçta minimum 15-17 puan şart ...
25 Ekim 2010 Pazartesi
Geldi bir puan, her şey süt liman...!
Aşırı motivasyonla yüklenmiş kontrolsüz oyun ve bunun getirisi olan bilinçsiz pres hep Saraçoğlu'nda Cimbom'un belini başını kırıyordu bugüne dek . Sinir harbinde geçen oyunlar daha çok G.Saray'lı futbolcuları etkiliyordu ve Fenerbahçe 10 sene boyunca aklı başında futbolunu seyircisiyle süsleyip bir seri yakaladı . Şimdi ne oldu? Yıllar sonra ilk defa G.Saraylı futbolcuları sakin ve kontrollü gördük. Rijkaard döneminde hakim olan yumuşak oyun yerini biraz daha sertliğe ve yardımlaşmaya bıraktı . Evet, ben aylar sonra ilk defa Cimbom'lu futbolcuları bu kadar topa sert ve pres yapan anlayışla gördüm . Bu sertlik ve bilinç sadece bu maça yönelik midir , önümüzdeki haftalar gösterecek .Fakat bir gerçek var ki Hagi'nin felsefesinde rakibi rahatsız etmek , ısırmak , oyununu kabul ettirmek ve güçlü bir orta saha var.
Insua'yı kesip Hakan Balta'yı stopere kaydırmak akıllıcaydı . Sonuçta Balta her ne kadar son haftalarda formsuz olsa da ; geride oynayıp ta ligimizde çoğu forvet hattında oynayan futbolculardan daha iyi bir tekniğe sahip . Hagi beklerden ileriye topun daha özenli ve isabetli çıkmasını istedi büyük ihtimalle . Ayhan ve Elano'nun çizgiye yakın oynamaları Fenerbahçe kanatlarının vaktini ve emeğini çaldı , Dia ve Stoch'un daha teknik ayaklar karşısında topu görmesi diğer maçlara göre daha sınırlıydı. Çünkü karşısında en az 3 G.Saray'lı buldular . Cana hemen savunmanın önünde kesici pozisyonunda daha çok oynadı ve Alex ve Emre bu alanda diğer maçlara oranla daha fazla baskı yedi ve işler onlar için yolunda gitmedi . Elano'ya ayrı bir parantez açmalı . Maçtan sonra Rijkaard hakkında en ufak bir yorum yapmadı ve onunla hiç bir problemi olmadığını söyledi . Bunlar bence profesyonelce yapılmış klasik açıklamalar . Bir gerçek var ki bir oyuncuda ısrar edip ona güvendiğinizi hissettirirseniz farklı sonuçlar alabilirsiniz. Hagi Brezilya milli takımında oynayan bir adamın oynaması gerektiğini ve ona güvendiğini gerçek yerinde oynatarak gösterdi . Ondan daim olarak bundan sonra yararlanacaktır. Elano faktörü Caner'i geriye sürükledi ve bu yüzden hiç bir Fener atağında Caner'i Stoch'a yardım ederken göremedik .
Neill çoğu zaman Niang ile Kırkpınar'a çıkmış gibiydi . Yakın temasla Senegalli'yi yıldırmaya çalıştı ve genelde başarılı oldu . Fakat Niang'ın ne kadar güçlü bir isim olduğunu Fenerbahçe'nin en önemli pozisyonunda anlaşılabiliyor. Neill'ın çift sarıdan atılmamış olması Cimbom'un şansı diyelim . Fenerbahçe savunmasında Yobo çağdaş savunma anlayışının en iyi temsilini sergiledi . Fenerbahçe'nin sezon sonunda kiralık futbolcuyu kesinlikle kadrosuna katacağını düşünüyorum .Onun yerine Bilica oynasaydı bugün daha farklı şeylerden bahsedebilirdik. G.Saray'ın en önemli hücum gücü Pino'yu dengeleyen tek adam oydu . Pino'nun pozisyonları daha çok Lugano'nun zaaflarından kaynaklandı . Baros'un yokluğunda maçın en çok konuşulan ismiydi şüphesiz . En büyük zaafı şutu nerde ne zaman ve hangi mesafede çekeceği konusunda bir zamanlama eksikliği olması .
Her G.Saray maçından sonra röportajlarda kaleci Volkan'ın çaktırmadan laf sokma küstahlığı ve 0-0 biten bir maçın ardından Sabri'nin gereksiz 3'lü çektirmesi bu adamlar ne zaman akıllanır dedirtiyor insana . G.Saray 10 sene sonra bu sahada eli boş dönmedi bu yüzden yüzlerde tebessümlerin oluşması doğaldı . Asıl dikkat edilmesi gereken şey puan matematiği .İki takımda zirveden uzaklaşıyor . G.Saray bundan sonra sezonu kurtarmak adına yeni bir sayfa açıp acilen bir seri yakalamalı ve Ocak'ta forvete ve orta sahaya takviye şart . Hagi ve Tugay ile G.Saray'lı futbolcular beynini kullanmayı tekrar hatırlamış . Arda da gelsin Misimovic'den verim almaya başlarız herhalde... 22 Ekim 2010 Cuma
İkisi de ...
İkisi şöyle 25'li yaşlarda olsalar şu fotoğraf için orta sahamız bayram etti derdim . Nasip,kader onları teknik idarede tekrar buluşturdu . İkisi de gençlik hayallerimizi süslerdi . İkisi de topun canına okurdu , topla hem nazik hem de haşindiler . İkisi de hem doğru hem de yanlış zamanda geldiler . İkisi de iki Adnan'la uğraşmak zorunda kalacaklar . Ama ben ikisini de çok seviyorum ve doğrusu ikisinin de futbolculuğunda hayran olduğumuz adamların teknik direktör olarak ona buna maskara olup değersizleştirildikleri gibi harcanmalarını istemiyorum . İnşallah sonları güzel olur...
6 Ekim 2010 Çarşamba
Buyrun cenaze namazına ...
İçimdeki gerçek hisleri söyleyeyim . Arda'nın sakatlanmasına milli takım adına değil G.Saray adına üzüldüm . Almanya maçını kaybetsek dünyanın sonu değil . Dünya devi bir ülkeye yenilsek ertesi sabah ülkede güneş batıdan mı doğacak sanki ! Sürpriz olmaz yani . Ama Ardasız G.Saray ligde ilk 5'e girer mi ,bundan sonra onu tartışırız. Kocaman bir takımın Arda'ya bağlı kalması ayrı bir tartışma konusudur , neyse . Hiddink efendi geldiğinden beri hoş , güzel ve felsefik röportajlar verdi durdu . Yok efendim türk futbolcusu böyle olmalıymış , şunu şöyle yapmanız gerekirmiş vs.vs...Ulen konuşup duracağına adam gibi yerleş memlekete , gerekirse TFF sana Boğaz'dan kıyak bir ev tutsun da dolaş şu ülkeyi bahsettiğin problemlere bir neşter vur . Kıçı kırık Oğuz'la Engin'e emanet etme şu güzelim ülkeyi .Bizimkilerde nedense öylesine aşağılık kompleksine giriyorlar ki adam doğru söylüyor , vallahi biz bu gerçekleri hiç görmemiştik geyikleri yapmakta. Hiddink elbette doğrulardan da bahsediyor. Ama kardeşim emeklilik demindeki Hiddink'in gerçekten tuzu kuru . Son voleyi aldığı parayla vurdu , Türkiye başarısız olsa bile bana bir halt olmaz rahatlığında stressiz bir hocalık dönemi geçirmekte . Bizler profesyoneliz diye geçinen şahsına münhasır, duygusallıkla yoğrulmuş amatör ruhlu futbol ülkesiyiz. Bize profesyonel olmayı öğreteceksen Hiddink de ki " Önce sağlığını düşün , sana daha çok ihtiyacım olacak .Kendini heba etme" . Çanakkale Savaşına çıkmıyoruz yahu , neyi neye feda ediyoruz ki . Futbolcularımızda artık fedakarlık ayağına "Bu maça bacağım kopsa çıkarım" diyerek hoş görünmeye çalışarak sevenlerini kandırmasın , takımını yalnız bırakıp yatmasın . Yeter yahu vallahi imanımız gevredi şu sakatlıklardan . Futbolda böyle şeyler olur demek artık profesyonellik oluyor ; ben sakatım beni mazur görün demek vatan hainliği statüsüne mi giriyor ? Sen aslansın koçsun milli takım için aşilini ,tendonunu, menisküsünü , bağlarını , liflerini ve kemiğini feda edersin cümlelerinden ne zaman kurtuluruz acep .Bu arada Rijkaard vallahi senin adına da pek üzgünüm . Hemşon seni öyle vurdu ki , Arda'sız bu ülke seni daha çabuk gönderir...
2 Ekim 2010 Cumartesi
G.Saray'ın Deplasmanları
Son dönemde çoğu G.Saray taraftarı Cimbom'un deplasman maçlarında resmen kurdeşen dökmekte . İster adını ligimiz giderek zorlaşıyor koyun ya da ister G.Saray'ın muvaffak olamaması deyin G.Saray için deplasmanlar sıkıntı verici . Tabir yerindeyse bu ligde şampiyon olmak istiyorsan dışarıda kafadan en az 9 maçı kazanacaksın kardeşim . Peki daha az maç kazanarak şampiyon olunur mu ? Olunuyor olmasına elbette, fakat bu seferde iç sahanda müthiş işler yapman gerekiyor . Örneğin Lucescu'nun şampiyon G.Saray'ı deplasmanda sadece 7 maç kazanmasına rağmen Sami Yen'de 17 de 17 yapmıştı . G.Saray'ın son iki şampiyonluğunda kazandığı deplasman galibiyeti 11 . UEFA şampiyonu olduğu sezonla aynı rakam . Madem dışarıda kazanamıyorsun e o zaman en azından yenilmeyeceksin . Beraberlikler bile bazen işe yarayabiliyor. Aşağıdaki tablo son 6 sezonda şampiyon takımların 17 deplasmanda ne halt yediklerini gösteriyor. Şampiyonluk için kısacası 4'er 5'er beraberlikle süslenmiş 8-9 deplasman galibiyeti sizi ilk 3'e büyük ihtimalle sokuyor. İçerde de iyi olmak kaydıyla tabi ki ...
1 Ekim 2010 Cuma
G.Saray artık sıradan bir takım ...!
İdeal kadroyla maç yapmadık ve Rijkaard'a sabredelim ayağına sabır taşı çatladı un ufak oldu artık . Olmuyor, olamıyor beyler , imanımız gevredi . Güç bela kazanılan ligdeki dandik galibiyetlere sevinir olduk ne zamandır. Ne yaptığını bilmeyen, çaresiz ve nemli gözlerle maçları izleyen Rijkaard'ın akla hayale gelmeyecek varyasyon denemeleri bu vakitten sonra beş para etmiyor gözümüzde. İyi hocadır veya kötü hocadır , bu romantik futbol muhabbetini es geçelim artık bir zahmet .G.Saray ile futbolcularla arası çoktan heder olmuş Rijkaard'ın kimyası tutmadı , kabul edelim . Seneye herkes biliyorki bu takımın başında Hollandalı olmayacak . Sahada ne yaptığını bilmeyen , iki top yapamayan şaşkınlar sürüsüyle fazla bir şeyler beklemeyelim . Arda gelecek her şey düzelecek diye bekleyen bir takım büyük takım değildir . Sıradan ayakların çokluğuyla yakalanan tek tük pozisyonlarla vakit öldürüyoruz. G.Saray güçsüz , enerjiden yoksun ve ne yapacağını bilmiyor. Maalesef büyük takım alametleri her geçen hafta yok olmaya başladı . Ülke puanını düşürmeye katkıda bulunan bir takım olma yolunda. 2000'den sonra ülke futboluna bu kadar büyük derecede ihanet eden bir Türk takımı olmamıştır. Bir miras böylesine çarçur edilir mi yahu ? Yenildik moralimiz bozuk ,sakin kafayla bir şeyler yazayım diyorum ama olmuyor . Yarın da ertesi günde aynı şeyleri düşünüyorum , umut yok . Hadi gençlerden oluşan yeni bir ekip kurduk sabırlı olalım deseniz anlayacağım .Ama yok kardeşim ne ümidi ne hayali , niye her geçen hafta kendimizi kandırıyoruz ki . Her hafta yenilen birbirinden ilginç ucube goller , ayağının ayarı olmayan Neill , rakibine çift dalmaktan başka bir şey yapmayıp kulübenin müdavimi olan Cana , her pozisyonda hakeme itiraz eden ağzından FUCK kelimesi eksik olmayan güçsüz Kewell , kaçak dövüşüp hala yeterince sorumluluk almayan Misimovic , kanat bindirmeleri yaptığını zanneden Pino , diğer Anadolu kulüplerinde ilk 11'e bile giremeyeceğini düşündüğüm yerli oyuncular size umut veriyor mu ? Bir temizlik şart ama Adnan Polat tayfası başta olduğu sürece vizyon hak götüre. Seyrantepe'ye gelenler bu takımı izleyecekse yandı gülüm keten helva . Ha bu arada hakem hatalarını da bahane listesinden siliyorum. Oynanan futbol hakemi bile akla getirmiyor be ...!
13 Eylül 2010 Pazartesi
Beklemek lazım ..!
Futbol basit oynandığı zaman güzel bir oyun fakat bir gerçek var ki basit oyunu ancak kadife ayakların çokluğu ile oynayabilirsiniz. Misimovic'ten yararlanabilmenin yolu onun sade, şık ve tek dokunuşlarına aynı seviyede ayak uydurabilecek adamlarla yakın oynaması. Ayhan bir noktaya kadar bu işi kurtarabilir ama Sarp ile Misimovic ahenginden bahsetmek açıkçası biraz zor . Dolayısıyla şu aşamada rakibini boğan ve hızlı bir oyun oynayan bir Cimbom'dan bahsetmek kolay değil . Arda ile Misimovic'i aynı takımda izleyebildiğimiz zaman futbolun güzelliklerinden bahsedebiliriz diye düşünüyorum . Misimovic ilk maçında Türkiye üzerine ufak tefek analizler yapmıştır büyük ihtimalle . Sert ve oynatmamaya dayalı futbolumuzun Bosnalı'ya futbolunda yeni açılımlar vereceği kanısındayım . Türkiye ona agresif olmayı öğretcektir. Misimovic bu takıma faydalı olacak ama onun verkaçları ve pas trafiğini yönetebilmesi için biraz öncede söylediğim gibi yakın oynayan hareket halindeki orta saha elemanlarına ihtiyacı var . Üç antreman yapıp, ilk defa hiç oynamadığı adamlarla beraber top oynayıp sırıtmaması onda bir şeyler olduğunu, kalitesini gösteriyor. Misimovic'i ilerleyen haftalarla en iyi anlayabilecek adamlar Arda, Kewell ve Baros olacak . Arda ile yapacağı kobinasyonlar , Kewell ile yapacağı basit top alışverişleri hoş olacak gibi duruyor. Arda'da bu takıma girdiği zaman Baros'a gol pozisyonu hazırlamak daha kolay olacak ve Baros'un oyun yapısını Bosnalı bir kaç hafta içinde çözer . Insua oyundan hiç kopmayan konsantrasyonu yüksek bir oyuncu . Fakat onu ligimizde zorlayacak çok kaliteli kanat adamları mevcut , bu yüzden beklemek lazım . Elano'yu da kazanmak lazım diyoruz ama bir de o gayret etsin be abi . Daha ne zaman üst üste kalitesini gösterecek acep ? Bu arada Sabri'yi özlemişiz , söylemeden geçmeyelim.