Şampiyonluklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyonluklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2012 Salı

İspanya'nın son 10 yılı...



-Milli takım düzeyinde 1 Dünya Kupası, 2 Avrupa Şampiyonluğu . 
-U21, U19 ve U17 Milli takımlarının kazandığı 8 Avrupa Şampiyonluğu. 
-Kulüpler bazında 3 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu (Barcelona 3 kez), 5 adet UEFA Kupası (Sevilla 2, A.Madrid 2, Valencia 1 kez), 6 adet Süper Kupa (Barcelona 2, Valencia, R.Madrid, Sevilla ve A.Madrid birer kez)... Toplamda 25 büyük kupa ...

Sistem, dönen çark ve düzenden bahsedenler matadorlar diyarına bir göz atsın. Galiba artık futbolun kitabını onlar yazıyor.

21 Haziran 2011 Salı

Şampiyonlar Ligi Finalleri : Bölüm 3

AJAX 1 - 0 AC MILAN

Bir önceki sezonun şampiyonu Milan, bir sonraki sezon eleme gruplarında Yunan AEK ve Avusturya'lı Salzburg'a ilaveten genç Ajax ile eşleştiğinde , Amsterdam takımının hem grupta hem de finalde onlara derin yaralar açacağından bihaberdi tabii ki. Pırıl pırıl gençleriyle ortalığı kasup kavurmaya henüz başlayan Ajax, Milan'ı her iki maçta da 2-0 mağlup ederek herkese "Ne oluyor?" dedirtti . Hem İtalya'da hem de Hollanda'da alınan bu skorlar Milan için kolay geçen grup maçlarını angarya ve formalite olmaktan çıkarıp ciddiyeti ön plana çıkartmıştı .Ajax ve Milan ilk iki sırayı paylaşarak yollarına devam etmişti .
Çeyrek finalde Milan Benfica'yı , Ajax ise Hajduk Split'i safdışı bıraktı . Yarı finalde ise Milan, PSG ile Ajax ta Bayern Münih ile eşleşmişti . Doğrusunu söylemek gerekirse turnuva tecrübesini çatır çatır kullanan Milano ekibi final yolundaki maçlarda hiç zorlanmadan her zaman olduğu gibi finali görmüştü . Grupta her iki maçta yenildiği Ajax ile karşılaşıp intikam çığlıkları atan insanların yanısıra Ajax ile tekrar karşılaşmaktan çekinen bir sürü taraftar olduğu söylenebilirdi . Ajax Alman devi Bayern'i Almanya'da golsüz biten maçın rövanşında Litmanen(2),Finidi, Ronald De Boer ve Overmars'ın golleriyle 5-2 yenmiş finalde yeniden oynayacağı Milan'a fazlasıyla gözdağı vermişti . Ajax'ın inanılmaz futbolu ve gençlerin sahadaki performansı onları şimdiden kahraman yapmıştı .
Final günü Milan tayfası kupayı alacaklarından emindi . Çünkü Milan finallerin takımıydı ve kupa onların tapulu malı gibiydi . Önceki sezon Atina'da Barcelona ile oynadığı finalde görev alan 8 futbolcunun yanısıra kart cezası nedeniyle Barça finalini kaçıran savunma üstadı ,Baresi de finalde oynayacaktı . İşin özü Milan bir tecrübe takımıydı. Ajax cephesine gelince ; oynadıkları futbol ve yaptıkları işler harikaydı fakat final olayı apayrı bir şeydi ve bu tecrübeyi yaşayan oyuncu sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. İronik olan şey Ajax'ta Şampiyonlar Ligi havasını yalayıp yutmuş tek futbolcu Frank Rijkaard bile eski bir Milan'lı idi . Ajax'ın Reiziger, Seedorf, Davids ,Overmars ve De Boer kardeşler gibi oyuncularla yaş ortalaması 23'tü.
Maça Ajax daha baskılı başladı . Milan savunması oldukça kontrollü davranıyordu. Ajax'lı futbolcular daha çok top yapan takımdı . Fakat Milan'ın defans kurgusu granitten yapılmış bir duvar gibiydi . Bu yüzden heyecanlı bir maç bekleyen futbolseverlerin ilk yarıda hayalkırıklığına uğramaları aşikardı. Pozisyon kısırlığı yaşanan maçın ilk yarısındaki en caf caflı anı Desailly'nin Litmanen'in kafa topuna salladığı ayağı olmuştu . Faul kullanan takım Milan olunca Ajax'ın hocası Van Gaal deliye dönmüş ve öfkeyle havada uçarken objektiflere güzel pozlar verdirmişti . İlk yarıda kayda değer sayılabilecek 2 pozisyon vardı ve kaleci Van Der Saar sakin ve başarılı bir şekilde Desailly ve Simone'nin çabalarını boşa çıkardı .İkinci yarıda Van Gaal sürpriz değişiklikler yapmış , Seedorf ve Litmanen'i kulübeye almış oyuna Nijeryalı Kanu ve genç delikanlı Kluivert'i sokmuştu . 25 yaşın altında sadece bir adamla oynayan yaşlı Milan yavaş yavaş oyundadüşmeye başlamış ve dolayısıyla defans hattında gedikler vermeye başlamıştı . Maçın sonları yaklaşırken , bir Milan atağında Van der Sar topu yumruklamış ve Overmars ve Davids paylaşımıyla top birden Milan on sekizinde kendini bulmuştu . Rijkaard'ın kontrolünde genç Kluivert çokta ahım şahım olmayan topa vuruşuyla kaleci Rossi'yi avladı . Milan hocası Capello panik içinde oyuna derhal Lentini ve Eranio'yu sokmasına rağmen zaman yetmemiş ve Kluivert'in tek golüyle Amsterdam ahalisi şenliklere başlamıştı bile .
Ajax 1969 yılındaki finalin intikamını almıştı . Bu maçtan çıkarılması gereken dersler vardı elbette . Atak futbol savunma futbolunu alt etmiş ,gençlik tecrübenin canına okumuştu . Ajax'ın kıymettar altyapısından gelen tıfıllar büyük Milan'ın havasını söndürmüştü . Milan için belki de bir dönme sona ermişti . Ajax'ın geleceği parlaktı ve gençler Cruyff ve Neeskens abilerine nazire yaparcasına geçmişin önüne geçmiş ve futbol felsefesine yeni boyutlar katıp taşları yerinden oynatmıştı . "Topu kaybetme ve sürekli dene" felsefesinin gerçek mimarları bu Ajax gençliğidir desek ayıp etmiş olur muyuz acaba ?

12 Nisan 2010 Pazartesi

Cisse'nin takım Şampiyon !

Komşuda Şampiyonluk biletini ligin bitimine bir hafta kala Panathinaikos kaptı . Pana için bu şampiyonluk çok değerli , çünkü 6 yıl sonra gelen bu zafer ezeli rakip Olympiakos'a bir durun artık ya der gibiydi . Şampiyonluğu getiren isimlerden birisi de Fransa'nın deli çocuğu Djibril Cisse oldu .Cisse takımına 28 gol kazandırdı ve bu onun kariyeri açısından da önemli bir rakam . Az da olsa Fransa milli takımına çağrılmayı bekliyor . Yunan liginde 2.sırada Olympiakos bulunuyor . Ama Olympiakos , Paok , AEK ve Aris Saloniki takımları kendi aralarında yapacağı play-off maçlarıyla Şampiyonlar Ligine katılacak olan ikinci takımı belirleyecek . Asıl mücadele bu maçlarda olacak . Bu sistem Premier League için de konuşulmuştu ama kabul görmedi .Aynı play-off sistemi Türkiye'de uygulansa nasıl bir cümbüş, kıyamet olurdu tahmin edemiyorum ...

6 Nisan 2010 Salı

Newcastle yeniden Premier League'de

İngiltere'nin en tuhaf ve en farklı takımlarından birisi Newcastle United . Deli gibi paraları vardır ve her sene klas ayakları kadrosuna katar ve acaip skorların altına imzalarını atarlar . Her şeye rağmen EPL'nin rengidir, bir nevi olmazsa olmazıdır . Geçen sene küme düştüklerinde bu işler sadece parayla olmuyormuş lafının pratiğe dökülmüş hali oldular . Championship onlara hafif geldi ve ligin bitimine 5 hafta kala şampiyon oldular . En çok ta şu göbekli dayı sevinmiştir herhalde . Göbek büyükçe NUFC dövmesi de genişliyor sanki...

19 Aralık 2009 Cumartesi

Bir kupaya daha yer açın ...

Messi maçtan sonra "Neyi başardığımızın farkında değiliz . Yıllar geçtikçe yaptığımız şeyin ne olduğunu anlayacağız galiba ..." demiş. Barçalılar otomatiğe bağlamış , ne kadar kupa varsa müzesine istiflemeye çalıştı . 2009 senesi fotoğraftaki ademoğulları için bundan sonrası bu hayatta her şeyi yaşadım daha neyi yaşayayım diye başlayan cümlelerin başlangıcı olacak kanımca ...

29 Ağustos 2009 Cumartesi

Tatlı olarak süper kupa alayım lütfen !

Platformlara çıkıp , patlayan konfetiler eşliğinde kupalar kaldırmak 2009 yılının onlar için rutin işlerinden birisi oldu. Unutulmayacak bir yıl , unutulmayacak işler . 2009 yılının kuşkusuz en büyük takımı olmayı hakettiler . Bir de Kıtalararasını kazansınlar , bal kaymak olsun ...

27 Mayıs 2009 Çarşamba

CL Final : Barcelona 2 - 0 M.United (27.05.2009)

İlk 10 dakika Ronaldo Barcelona kalesini topa tutarken , Barcelona takımında zerre kadar endişe yoktu sanki . Aslında ilk golü bulmak çok önemliydi United için . Belki de Barça'nın şaşmaz disiplin anlayışı bu şekilde afallayabilirdi . Ama daha ilk atağında golü bulan Katalanlar olunca , maçın kader düğmesine biri dokundu sanki . Golden sonra Barcelona her zaman olduğu gibi Xavi-Iniesta önderliğinde pas deryasının içine attı İngilizleri .
Eto'o Vidic'ten şık bir şekilde sıyrılırken vurabileceği en güzel vuruşu yapmıştı . Eto'o nun son vuruşlarda böylesine bir esnekliği var işte. Xavi daha sonra oyunu avcunun içine öylesine aldı ki, artık onu övmekten vallahi ben bıktım . Futbolu böylesine basit oynarken devleşen dünyada hiç bir adam yoktur tahminimce . 4-5 hamle sonrasını düşünen usta satranç oyuncuları gibi bütün takımı yönetti durdu . Messi'ye verdiği gol pası teknolojinin son harikasıydı.
Ronaldo kafa olarak Messi'ye göre maça daha çok konsantre olmuş gibi geldi bana . Ronaldo sinir bozucu çalımları ve deparlarıyla seyircilerin de, kameraların da en çok zoomladığı adamdı . Maçı gerçekten çok istiyordu . Ama karşısındaki Barça şu anda dünyada takım oyununu oynayan en iyi ekip. Bir şekilde Ronaldo'ya serbestlik tanısa da , Ronaldo'nun pas trafiğine fazlasıyla engel oldular . Messi maçtan önce de düşündüğüm gibi , etkili ve seri çalımlarını bu gecede yapamadı . Karşısında sürekli minimum 3 adam vardı . Özellikle United'da maçın en başarılı ismi Carrick ve Anderson Messi'yi fazlasıyla rahatsız etti . Her şeye rağmen maçı rahatlatan ve kupayı garantileyen isim, Xavi'nin usta işi ortasıyla Messi oldu. Gelecek sene ödülleri toplayacak vatandaşta belli oldu böylelikle .
Anderson ikinci devrede oyundan çıkınca ,Ferguson maçı tam anlamıyla İspanyollara hediye etmiş oldu . Rooney gibi adamı çizgiye sıkıştırmak ve Giggs dururken Anderson'u oyundan çıkarmak Ferguson'un bariz yanlışlarıydı ; orta sahanın tapusu Barçalı futbolcuların eline geçti . Park ve Giggs'in etkisiz futbolları defans adamı Puyol'a bile cesaret vermiş olacak ki, bazı pozisyonlarda ve kanat organizasyonlarında onu gördük . Barça'yı şu ana kadar çözen tek isim Hiddink'ti . Aslında Chelsea'nin futbolu Ferguson'a ne yapması gerektiği konusunda ipuçları verebilirdi . Barcelona'nın pas trafiğine izin vermekle, kanser hücrelerinin çoğalması aynı şey sanki . Bir şekilde öldürüyor ikisi de adamı .
Maça başlarken sahada Barça'da 6 İspanyol ve United'da 3 İngiliz vardı . İspanyollar için bu rakamın çokluğu oldukça önemli , çünkü bu başarı milli takımlarına da yansımakta . Teknik direktör de İspanyol olunca bence her şey bal kadayıf oluyor . Guardiola şu an tam bir rüya aleminde yaşamakta . Bu kadar kısa bir sürede gelen jet başarılar onun geleceğinide garanti altına almakta. Maçtan sonra Başkan Laporta'nın ona sarılışını görmeliydiniz. Resmen Barça'yı ihya etti kısa sürede . Ligde gelen gollü galibiyetler , içte dışta kazanılmış El Classico , İspanya Kral Kupası ve en sonunda en büyük kupa ... İngilizler bu senede CL'yi alacak diye ödüm patlıyordu . Futbolun adaleti yamuk yapmadı, şaşmadı bu gecede ...
BARCELONA2-0-MANCHESTER UNITED:
STAT: Roma Olimpiyat
HAKEM: Massimo Busacca
BARCELONA: Valdes, Busquest, Puyol, Pique, Sylvinho, Toure, Xavi, Iniesta (Dk. 90+2 Rodriguez), Messi, Henry (Dk. 71 Keita), Eto'o
MANCHESTER UNITED: Van der Sar, O'Shea, Ferdinand, Vidic, Anderson (Dk. 46 Tevez), Carrick, Park (Dk. 66 Berbatov), Gigs (Dk. 73 Scholes), Ronaldo, Rooney
GOLLER: Dk. 10 Eto'o, Dk. 70 Messi
SARI KARTLAR: Dk. 16 Pique, Dk. 78 Ronaldo, Dk. 80 Scholes, Dk. 90+3 Vidic

23 Mayıs 2009 Cumartesi

08-09 Bundesliga Şampiyonu : WOLFSBURG

Wolfsburg bu sene tam 80 gol atmış ve bu 80 golün 54'ü Dzeko-Grafite ikilisine ait . Resmen takımı bu iki adam şampiyon yapmış diyebiliriz. Tarihinde ilk defa Bundesliga şampiyonluğunu yaşadılar . Felix Magath 2004/05, 2005/06 ve 2008-09 sezonlarında başında bulunduğu takımları şampiyon yaparak son 5 yıla gerçekten damgasını vurmuş büyük bir adam . Oynattığı takım bu sene herkese keyif verdi . Hakedilmiş bir son ...!

16 Mayıs 2009 Cumartesi

08-09 Premier League Şampiyonu : M.United

Su akar yatağını bulur , buldu da. Büyük kulüp , büyük camia , büyük işler . Her ne kadar bu sene Liverpool'un şampiyonluğunu çok istesem de , işini şansa bırakmayan , takır takır top oynayan bu adamların önüne ne engel koyarsanız koyun beceriyorlar işte ....

11 Mayıs 2009 Pazartesi

08-09 Portekiz Şampiyonu : Porto

Geçen sene adı şikeye karışmasına ve bu yüzden puanı silinmesine karşın , yine de Şampiyon olmayı becermişti Porto . Portekiz'de değişen bir şey yok , eski tas eski hamam ve Porto yine şampiyon . Fransız Lyon gibi ülkesinde Şampiyonluklar rutin bir hale gelmiş durumda Porto'nun. Biraz daha kasıp United ile golsüz berabere kalsalar CL'de Barça'nın rakibi olmaları içten bile değildi ....

20 Nisan 2009 Pazartesi

08-09 Hollanda Şampiyonu : AZ Alkmaar

Dersler, özel kurslar ve halı saha trafiği derken blog biraz bu aralar yetim kaldı . Hafta sonu AZ Alkmaar'ın şampiyonluğundan bahsetmesem ayıp olurdu . PSV ve Ajax'tan sonra (Feyenord'da bu ikilinin arasına nadiren girdi .) farklı bir takımın şampiyonluğunu görmek çok hoş bir olay . PSV Ajax'ı paralarken Alkmaar taraftarları zevkten dört köşe bir halde ligine bitimine haftalar kala bu eşsiz duygunun tadını çıkardılar . Şüphesiz rakiplerinin bu sene rezil form grafiği bu şampiyonluğa etken olsa da , Van Gaal faktörüyle hoş bir şampiyonluk tattı kırmızı beyazlılar . Darısı bizim topraklardaki kırmızı-beyazlıların başına ...