7 Mart 2008 Cuma
Geri mi dönecek ?
Shevchenko gibi durup dururken kariyerinin içine eden başka bir futbolcu var mıdır acaba ? Milano’dayken rekorları altüst eden kulüp tarihine altın harflerle ismini yazdıran Ukraynalı Britanya’da bırakın kadroya girmeyi en son Chelsea rezerv takımında oynayarak ele güne kendini rezil etmişti . Neyse ki onu hala seven birileri varmış . Milan başkanı Silvio Berlusconi La Gazzetta Della Sport’a açık açık söylemiş Scheva’yı tekrar getireceğiz diye . Abramovich onu kolayca ucuza verir, Milan taraftarları da onu eskisi gibi kabullenir mi bilinmez ama gelişi yaş ortalaması zaten yüksek olan Milan’ın gençleştirme operasyonuna hiç te katkıda bulunmayacak Maldini’nin de futbolu bırakma kararını askıya aldığı şu günlerde .
Paranoyak Keane !
Sunderland’in menejeri Roy Keane hakemlerin bilinçli olarak kendilerine karşı verdikleri kararlarlarla takımın kaderiyle oynadıkları paranoyasını içten içe hissettiğini söylemiş . Keano’nun tek istediği adil yönetimmiş . Ee zamanında Manchester United’ta top koştururken milletin futbol hayatıyla az oynamamış , çatır çatır hakem kararlarıyla bir çok maçtan yırtmıştı Roy. Hatta bir aralar Manchester’ın hakemler tarafından kollandığı şikayetleri ayyuka çıkmıştı Premier League kulüpleri arasında . Etme bulma dünyası işte …
Valizimi toplayayım mı?
Real Madrid’in son dönemlerdeki Şampiyonlar Ligi performansı , Galacticos’un Şampiyonlar Ligi kültüründen yavaş yavaş uzaklaştığını ve eskisi gibi aman aman eşleşmekten korkulan bir ekip olmadığı izlenimini vermekte . İçerde dışarıda Roma’ya karşı alınan hezimetler camiayı bir hayli üzmüş olmalı ki İspanya medyası şimdiden gelecek sezon patronun kim olacağı yönünde kahinlik yapmaya başladı bile . La Liga’da biraz da Barça’nın cömertliğiyle işler iyi gibi gidiyor gözükse de Bernd Schuster’i geçen sezon takımı şampiyon yapmasına rağmen gönderilen İtalyan Fabio Capello ile aynı kaderi paylaşabileceği konuşulmakta . Hali hazırda Jose Mourinho’nun gelecek sezon İspanya ya da İtalya da çalışacağım diyerek Chelsea’ye karşı savaş çığlıklarını atması takımın yeni emanetçisinin kim olabileceği konusunda az buçuk ipucu vermekte …
Valizimi toplayayım mı
Real Madrid'in son yıllardaki Şampiyonlar Ligi performansı , Galacticos'un Şampiyonlar Ligi kültüründen bir hayli uzaklaştığını ve eskisi gibi herkesin korktuğu aman aman bir eşleşme olmadığını göstermekte . Roma'nın içerde dışarda Madrid'i altetmesi camianın kolay kolay sindiremeyeceği bir olay oldu . Öte yandan daha bir kaç hafta öncesine kadar Real Madrid İspanya tepelerinde rakiplerinden bir hayli puan farkıyla yalnızları oynarken , üst üste kaybedilen puanlar Barcelona'nın soğuk nefesini bir anda arkalarında hissettirdi Madrid'e . Sağolsun Barça'da cömertçe davranınca fark bi geldi bir gitti . La Liga'da işler iyi gidiyor (belkide kötü ) olabilir fakat unutulmamalı ki geçen sezon Şampiyon takımın teknik adamı İtalyan Capello tutunamadı başkentte . Aynı akıbet Alman teknik adam Schuster için de geçerli olacak gibi . Jose Mourinho'da önümüzdeki sezon ya İtalya ya da İspanya da çalışacağım diyerek Chelsea 'ye karşı savaş çığlıkları atınca , takımın yeni emanetçisinin kim olabileceği konusunda az buçuk fikir verdi futbolseverlere ...6 Mart 2008 Perşembe
Christian Poulsen
Katalan medyasına göre Sevilla'nın Danimarkalı futbolcusu Christian Poulsen gelecek sezon Nou Camp'ta top koşturacak . Sevilla'nın son yıllarda öne çıkan başarılarında önemli bir yer tutan Poulsen'in orta sahada sade , mücadeleci ve bir o kadar da yararlı bir futbol oynadığı malumdu. Ne kadar doğru bilinmez ama Barcelona bu adamla 3 yıllık kontrat yapmış bile . Gelecek sezon Jose Edmilson ya da Rafael Marquez 'den birisi şutlanıp , Danimarkalı monte edilecekmiş ...
4 Mart 2008 Salı
Şampiyonlar Ligi : 04.03.2008
3 Mart 2008 Pazartesi
Adam gibi soru sorun ulen !
Schuster: Tabiki
Schuster: Buyrun
Real Madrid teknik direktörü Bernd Schuster ve İspanyol medyasının arası hiç bir zaman iyi olmadı . Öyleki en son oynanan Recreativo maçından sonra düzenlenen maç sonu basın toplantısında basının hakemler konusundaki ısrarlı soruları Schuster'in toplantıyı hemen terketmesine yol açtı . Alman teknik adamın sezon boyunca hakemlerden sızlanması ve son haftalarda hakem hatalarının Real'in lehine dönmesinden sonra böyle bir davranışı sergilemesi İspanyol medyasına iyi bir malzeme verdi .
NO 1 : Chelsea
IFFHS dünyanın en iyi takımları sıralamasını güncelleştirdi ve yeniden yayınladı . Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligindeki rakibi ve son iki senenin UEFA şampiyonu Sevilla 1.sıradaki yerini Chelsea'ye kaptırdı ve 3.sıraya geriledi . Fenerbahçe 195.0 puanla 21.likten 20.liğe 1 basamak yükselerek en başarılı Türk takımı olarak yerini aldı . Diğer kulüplerimiz ise sırsıyla şöyle : BJK 24.sıradan 31.sıraya gerilerken , G.Saray 64.sıradan 52.'liğe yükseldi . Kayserispor 238. olurken , Sivasspor 318. sırada yeraldı . Trabzonspor ise 325. sıradaydı.İlk 10 sıra ise şöyle :
1. Chelsea 279 puan
2. Milan 278 puan
3. Sevilla 276 puan
4. Manchester United 274 puan
5. Boca Juniors 252 puan
6. Roma 240 puan
7. Barcelona 236 puan
8. Inter de Milán 229 puan
9. Liverpool 225 puan
10. Santos 219 puan
2 Mart 2008 Pazar
Tahtaravelli
Beşiktaş 1 - 0 Galatasaray
İlk yarıda G.Saray daha derli toplu görünüp ayağa garanti paslar atarak oynuyordu . Beşiktaş biraz daha gergin ve tutuktu . Fakat G.Saray forvetleri bugün yaratıcı özelliklerinden arınmış bir şekilde oynayınca 90 dakika boyunca pozisyon kısırlığı yaşadı . Zaten Galatasaray'ın bugün bu oyun tarzıyla gol atabilmesi mucizelere tesadüflere kalmıştı . Beşiktaş'ın defansı bugünkü derbiye iyi konsantre olmuş , öyleki H.Şükür ve Ümit Karan 18'e girmekte zorlandı ve geri elemanları bu oyunculara öyle aman aman dedirtecek fırsatlar tanımadı . Rüştü bile o kadar rahattı ki haftalar sonra gol yemeden bir maçı tamamlayabildi . Hatta maçın büyük bir bölümünde Karan orta sahaya yardım etti ve bir orta saha elemanı gibi oynadı. Beşiktaş'ın yumuşak karnı Baki Mercimek'ti ama G.Saray bu adamı iyi kullanamadı . Ben açıkçası bir Şükür-Nonda değişikliği bekliyordum ama Kalli yine tuhaf işler yaparak Nonda'yı hiç alışık olmadığı yerde ortada oynattı . Barış Özbek Alman patentli mücadeleci bir oyuncu fakat saçma sapan işler yapıyor şu son haftalarda . Ayağında fazla top tutup son pasları yapamayan sinir bozucu bir oyun sergiliyor. Mehmet Topal ise her gün bir şeyler katıyor futboluna ve önümüzdeki yıllarda Allah sakatlık kaza bela vermezse ülkenin seçkin futbolcularından biri olacak . Cimbomun ayakta duran isimlerinden birisiydi . Arda ise saman alevi gibi bir ara parladı daha sonra pek gözükmedi . İkinci yarıda Beşiktaş baktı ki çekindiği G.Saray'da bir icraat yok direksiyonu eline aldı ve sağlı sollu indi G.Saray kalesine .Tam olarak hatırlamıyorum ama üst üste kullanılan 4 ya da 5. kornerden sonra Nobre'nin kafasıyla golü buldu BJK . G.Saray golden sonra öylesine acaip riskli bir top oynadı ki savunma hattı bir ara sadece Song'a emanet gibiydi ve bu arada Beşiktaş akıllı kontratak organizasyonlarıyla farkın açılmasını sağlayabilirdi fakat skoru korumak ve tam 137 hafta sonra lider olabilmek onlar için daha öncelikli gibiydi . Beşiktaş'ın orta sahayı kalabalık tutması ve ikili mücadelelerde biraz daha baskın olması G.Saray'ın pozisyon kısırlığının sebebiydi. G.Saray kalecisi Aykut kalesinde pek güvenilir bir portre çizemedi açıkçası . Yan toplarda ve kornerlerde yerinde kalması ve topu seyretmesi oldukça sırıttı . Büyük ihtimalle gelecek sezonun ilk gerekli transferlerinden birisi kalede olacak gibi . Beşiktaş taraftarı yine her zamanki gibi günündeydi ve galibiyette önemli bir rol oynadı . Peki ligde şimdi ne mi oldu ? Aslında tablo dehşet verici güzel . Her an her şey değişebilir ve şu anda kimin şampiyonlukta ağır bastığı tam bir muamma . 1.BEŞİKTAŞ 52p. (14 av.)
2.GALATASARAY 51p. (27 av.)
3.FENERBAHÇE 51p. (23 av.)
4.SİVASSPOR 51p. (18 av.)
Çantayı da kaptık, iyi mi :)
Four Four Two dergisinin bu ayki Mart sayısında ''Takım Ruhu'' yazısıyla ayın mektubu ve kazananı bendeniz olmuş . Hediye olarakta Adidas'tan bir spor çantası kaptık . Güzel oldu valla , artık halı saha maçlarına bu çantayla giderim , şekil yaparım biraz :)Yazım budur:
TAKIM RUHU
Afrika'nın kıta olarak kendine özgü futbol yapısının belirgin bir şekilde değiştiğini ve özellikle Avrupa'da oynayan futbolcuların ve Avrupalı teknik adamların takımlara farklı bir kimlik kazandırdığını hissettim bu turnuvada . Takımların Gana'da önceki yıllara göre daha kontrollü ve daha iyi savunma yapmayı öğrendiği bir gerçekti . Turnuvayı tartışmasız domine eden takım Firavunların ülkesiydi . Mısır oynadığı tüm maçlarda rakiplerine göre daha rasyonel, organize ve ekonomik bir futbol sergiledi . Final maçında sabırlı futbolunun semeresini Song'un hatasından yararlanarak aldı . Turnuvayı takip eden bir futbolsever olarak bence Mısır bu kupayı alnının hakkıyla kazandı . Akla ilk gelen bir çırpıda sayabileceğimiz dünya starları Drogba, Essien ve Eto'o ülkeleri adına gözle görülür bir biçimde katkıda bulunsa da takım ruhunun başarıyı yakalama konusunda daha etkili olduğu gerçeğini değiştiremedi . Her ne kadar Avrupa kulüpleri turnuvanın zamanlamasından sızlansa da , yetenek avcılarının cirit attığı Kara Kıtanın yanık derili topçularını kışın izlemek farklı bir keyifti ...
1 Mart 2008 Cumartesi
Erkek adam siyah giyer ....

Adidas firmasının son olarak piyasaya sürdüğü AdiPURE adlı modeli beni eskilere götürdü . Küçüklüğümde giydiğim bu klasik 3 şerit dizaynlı siyah ayakkabı futbol dünyasının bence bir ekolü . Günümüzde o kadar çok renkli ve çeşitli futbol ayakkabısı varki artık siyah renkte ayakkabı giymek bir tuhaf gözüküyor . Fenerbahçeli Okacha zamanında kırmızı Puma'larıyla ülkemizdeki renkli ayakkabı tutkusunun ateşini fitillemişti hatırlarsanız . Bu klasik model acaip varyasyonlarla tarihe karışıyorduki yeniden piyasaya çıktı ve iyi de oldu. Siyah her zaman asil renktir , sizi bilmem ama futbolcuya yakışan yegane ayakkabı rengi siyah ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












