24 Mart 2008 Pazartesi

Durdurun şu Lyon'u !

Fransa dünya futbolunun elitlerindendir her zaman . Futbol dünyasına kazandırdığı isimler ve halen Avrupa'nın sayılı liglerinde oynayan futbolcular ve görev alan teknik adamlarıyla söz sahibi ülkelerdendir . Futbolun patronuda ziyadesiyle Fransız'dır zaten . Durum böyleyken , Ligue 1'daki heyecanın üst düzeyde olmasını ummadan edemezsiniz . Fakat Lyon bu ligde heyecan diye bir şey bırakmadı aslında . Fransa Ligi tartışmasız göze hoş gelen teknik ve hızlı futbolun oynandığı bir lig . Son 6 yılın Lyon hegomonyasında geçtiğini düşünürsek heyecanın Kaf dağının arkasında kaldığını söyleyebiliriz. Bu sezon bile şimdiden Lyon ile ikinci takım arasındaki fark 9 . Adamlar her maçını al gülüm ver gülüm lay lay lom edasında kazanıyorlar . Bizim ülkemizde bir takımın üst üste bu kadar sene şampiyon olacağını düşünün , herhalde düşmanlık, kin ve kıskançlık tavan yapardı. Bir şekilde önü kesilirdi ard arda gelen başarıların . Onun içinde futbol kalitesi düşük olsada yine de heyecan eksik olmaz bizim buralarda . Fransa'da Lyon'un şampiyonlukları monoton bir hal aldı . Elbette her güzel şeyin bir sonu vardır ama ligdeki diğer takımlar bu performanslarıyla Lyon'u daha çok şampiyon yapar .

Şu logoyu değiştirin artık !

Milli takımdan devam edelim biraz . Türkiye Futbol Federasyonu'nun resmi logosu yıllardan beri yukarıdaki gibi aynen . Yıllardır diğer milli takımların logolarına dikkat ederimde bir estetik , bir marka , bir mesaj çağrıştırır hep bende. Bizimkisi ise yaratıcılıktan uzak dandik bir futbol topu ve kuru bir tarihten oluşan sıradan bir logo . Bayrağımız illaki olacak ama şu sadelikten kurtarmak lazım di mi logomuzu . TFF, Türkiye kupası , Süper Lig ve diğer ligler için güzel logolar yaptı daha geçtiğimiz senelerde, neden bunu da değiştirmediler , hiç anlamadım.

Formalarımız

Milli takımımızın Euro 2008'de giyeceği formalar görücüye çıktı gördüğünüz gibi . Turkuaz formayı az buçuk biliyorduk ne olduğunu ve gelen tepkileri . Ben en çok diğer ana formamız kırmızılı olan ne olacak diye merak ediyordum ve beyaz kuşaklı eski formaya dönüş yapıldığı içinde açıkçası sevindim . Formaların pek fiyakası yok aslında .Nike ayrıntıdan kaçınmış sade formalar üretmiş . Yalnız kırmızı formanın ortasında duran futbolcu numaraları çok iğreti durmuş biraz . Oraya eskiden olduğu gibi ay-yıldız iyi gider , numara biraz daha aşğıya kaydırılabilirdi . Neyse ilerde alışırız artık, önemli olan formanın içindekiler iş yapsın bize yeter ...

23 Mart 2008 Pazar

Galatasaray 2 - 1 Denizlispor

Yine yerli kadroyla maça başladı G.Saray. Denizlispor ligdeki konumu itibariyle oldukça rahattı ve fazlada kendilerini kasmadılar . Hatta bu rahatlık onlara güzelde bir gol getirdi . Sakatlıktan yeni çıkan Yusuf Şimşek maç boyunca fazla varlık gösteremedi , kendini biraz gösterdiği anda da Denizlispor'un golü geldi zaten . Orta sahayı kalabalık tutan Ege ekibi Cimbom'a fazla pozisyon ürettirmedi. Arda Lincoln'ün olmadığı bu haftada biraz daha iyiydi . Ümit Karan'ın esnek hareketleri ve Ardaya çıkardığı zor pas ve Arda'nın güzel ortasında maç eksikliği göze çarpan Okan'ın kafası skoru eşitledi . Golleri atan Hasan ve Okan'ı 10 sene öncede izliyorduk, şimdide . Uzun bir aradan sonra gollerine kavuştular . Bütün sezonu yanda izleyen Okan için bu gol tatlı bir sürpriz olmuştur artık . 3 büyük takımın içinde en kötü futbol sergileyen orta saha Cimbomda olsa gerek . Mehmet Topal bir o yana bir bu yana koştu ve tek sırıtmayan oydu . Hatta maçın sonunda Servet'le mevki olarak yer değiştirdiler . İkinci yarı maça daha istekli başlayan G.Saray'dı fakat Barış'ın son derece kötü oyunu, Sabri'nin dağları taşları bulan şut girişimleri , Hakan Şükür'ün topları bir türlü istop edememesi ,Ümit Karan'ın ofsayt hezeyanları ve kaleci Süleymanou'nun son dakikadaki hediyesi maçın özetiydi genel olarak . G.Saray bir şeyler yapmaya çalışıyor ama serseri bir mayın gibi aynen. Kalli yatakta , Ahmet Akçan ne yaptığını kendide bilmiyor . Futbolcular bir şekilde düşe kalka götürüyor işte . Taze başkan Polat'ın Servet'in golündeki şaşkın yüz ifadesi unutulmaz . Süleymanou bugün sabaha kadar uyumaz artık . Yarınki gazete başlıklarında Cimbom Servet buldu geyiğini duyarmıyız yeniden acaba ?

Turkcell Super Lig : 27. Hafta

Canlanın biraz ...!

Yumuşakça ...

Taze başkan ...

Adnan Polat yeni başkan seçildi ve başkan olmadan öncede Cimbomun önümüzdeki iki yıl içinde en zor yıllarını yaşayacağını da açık açık söyledi . G.Saray'ın mevcut portresini çizerek işe gerçekçi adımlarla başladı . Mevcut ortamda olabilecek en iyi başkan oydu ve o oldu , iyide oldu . En ufak bir başarısızlıkta onu ilk topa tutacak kişiler büyük ihtimalle lise tayfası olur . Lise dışından bir ismin koltuğa geleceğini yıllar önce söyleseler ihtimal vermezdim . Bazı şeylerin yavaş yavaş yıkıldığı bir gerçek . Abdurrahim Albayrak konusuna gelince, listede yer almaması ne yalan söyleyeyim beni de üzdü , ama Polat kurnaz adamdır yönetim kadrosuna anahtar daha kritik adamları sokarak bazı hesapların ince planlarını önceden kurmuştur . Bie bildiği vardır Erzurumlunun ... Hayırlı olsun diyelim ...

22 Mart 2008 Cumartesi

Luca Toni ve Bayern

Luca Toni'yi izlemek harbiden keyifli bir iş . Ribery ile birlikte Bayern'in bu sene çehresini iyice değiştirdiler . Hani hep gol atmasını beklediğiniz ve eninde sonunda golünü atan sinsi forvetlerden birisi İtalyan . Uzun boyuna rağmen zarif ve bitirici bir tekniği var Toni'nin . Bayern'in bu sezon Şampiyonlar Ligi'ne katılamaması belkide iyi oldu onlar için . Bunun acısını telafi etmek için transferde kesenin ağzını açtı Bavyeralılar . Avrupa arenasında son dönemlerde gelmeyen kupa UEFA ile gelebilir belkide . Şom ağzımı açamayayım diyorum ama büyük ihtimalle Bundesliga şampiyonluğunu ve UEFA kupasını kazanacak gibi duruyor Bayern . Toni'ye tekrar dönecek olursak ; Bir İtalyan forvetin alınmasını ve Toni'nin de Almanya'ya gideceğini hiç ummuyordum açıkçası . Luca Toni'de Almanlar da iyi iş yaptı gerçekten . İtalyan futbolcu kendini kanıtlayabileceği ve fiyatını katlayabileceği en uygun kulübe geldi gerçekten . Performansını ayen bu şekilde devam ettirirse Almanya'da fazla durmaz kanaatimce ...

20 Mart 2008 Perşembe

Dikine pas yapmak ...

Gol manyakları

Real Madrid'ten devam edelim . Nistelrooy'un sezon sonuna kadar iptal olması Madrid'lileri yeni arayışlara itti . Artık medyanın kendi yakıştırması mı yoksa Real'in gerçek planları mı bilmem ama yukarıdaki 5 adam gelecek sezon için en çok konuşulanlar . Sevilla'dan Luis Fabiano , Valencia'dan David Villa , Ajax'tan Huntelaar , Chelsea'den Didier Drogba ve Inter'den Ibrahimovic . Şahsen benim fikrimi soracak olursanız listenin başındaki iki adam Fabiano ve Villa alınası en muhtemel isimler . Fabiano La Liga'da bu sezon ağların tozunu bayaa aldı ve Sevilla onu fazla tutamaz. Villa zaten İspanyol , yabancı futbolcular gibi uyum sorunu fazla yaşamaz .Valencia'nın performansıyla paralel bir form grafiği çizmekte , fakat sıkı bir takımda oynarsa dehşet işler yapar . Huntelaar'da iyi topçu ama yabancı bir ülkede kendinden çok şey beklenen bir takımda çok stres yapabilir . Hollanda'da atılan goller İspanya'da yarıya düşebilir . Drogba Mourinho'ya bakıyor . Portekizli takımın başına geçsin kendisi koştura koştura gelir . Ibrahimovic'i Inter havada karada bırakmaz. Nistelrooy döndüğünde onun yanına en çok Fabiano yakışır herhalde ......

19 Mart 2008 Çarşamba

Pembe dizi gibi ...

Bu sene İspanya'da ki zirve yarışı tam bir komedi . Real Madrid Barça'ya "len olum gelin beni yalnız bırakmayın buralarda bir başıma" dercesine adeta acaip puan kayıplarına devam ededursun , Katalan ekibi de onlardan aşağı geri kalmıyor. Nihat'ın takımı Villareal'de çaktırmadan ilerliyor işte. Barcelona Messi'nin sakatlığına yanarken , Madrid'te bu seferde Nistelrooy'un sezonu kapatığı haberiyle dondu kaldı . Hollanda'lı golcü özellikle deplasmanlarda gösterdiği performansıyla çoğu kez Real'i ipten almıştı . Nistelrooy sağ ayağından ameliyat oldu ve sezonuda büyük bir ihtimalle kapatıverdi . Şimdi ne mi olacak ? Emektar Raul , canı istediği zaman gol atan Baptista ve bir türlü sevemediğim çalım manyağı Robinho bir şeyler yapacak artık. Yarın da kupada Barcelona bu sezonun en büyük hayalkırıklığı Valencia ile kozlarını paylaşacak . Sezon sonunda valizlerini toplayacak gibi görünen Hollandalı teknik adamlar Koeman ve Rijkaard için 'kazanamazsak ayvayı yedim' maçı olacak görünüş itibariyle ....

FORTIS TÜRKİYE KUPASI YARI FİNAL İLK MAÇLARI

GENÇLERBİRLİĞİ 1-0 GALATASARAY
Gol : Dk.72 Burhan
(19.03.2008)

18 Mart 2008 Salı

Yüksek basınç

FIFA Maradona'ya göre akıllara ziyan bir karar almış ve demişki ; rakımı 3000 metrenin üstünde olan yerlerde yapılacak maçlardan önce futbolcuların iklime alışabilmeleri için 2 hafta o şehirde yaşaması gerekmektedir . Bu da şu demek oluyor maç trafiği zaten yoğun olan büyük topçular bu memleketlerde sittim sene uğramayacak . Hasta yatağından yeni kalkan futbolun bir nevi Matrix'i , Maradona baba da kalkmış hiç üşenmeden Bolivya'ya uçmuş hemen kararı protesto etmek için . 3.600 metrede bulunan Bolivya'nın başkenti La Paz'da devlet başkanı Evo Morales ile birlikte sahaya çıkmış , hem topa iki tepiklemiş hem de Fifa'nın yeddi ceddine saydırmış bu karar yüzünden . Maradona, "Ben hiç bir futbolcunun yüksek rakımda futbol oynamaktan çekindiğini sanmıyorum. Özellikle Arjantinli ve Brezilyalıların. Kaka, Ronaldinho, Messi, Tevez ya da Aguero'nun La Paz'da top oynamamak gibi bir tereddütü olamaz. Çünkü bu karar gerçekten çok gülünç" diye konuşmuş ve Bolivyalıları da bu sayede mest edivermiş her zamn yaptığı gibi .....

Zidane Brezilya'da

FORTIS TÜRKİYE KUPASI YARI FİNAL İLK MAÇLARI

ÇAYKUR RİZE SPOR 0 - 3 KAYSERİSPOR
Goller : Dk. 23 Iglesias , Dk. 68 Cangele , Dk .83 Toledo
(18.03.2008)

ÇANAKKALE

BETERİN BETERİ VARDIR DERLER YA , ONLAR İŞTE BİZZAT YAŞADILAR HAYATLARINDA BUNU . ŞURDA İKİ SATIR ÇİZİKTİRİYORSAK ŞU BLOGDA ŞEHİTLERİMİZİN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNEDİR . ALINDA YAŞAYIN DİYE BİZE TEPSİYLE ŞU GÜZELİM VATANI HEDİYE EDEN O KAHRAMAN İNSANLARIN RUHLARI ŞAAD OLSUN . BİZLER SONUNA KADAR SİZDEN RAZIYIZ , ALLAH TA OLSUN İNŞALLAH ....

17 Mart 2008 Pazartesi

Futbol hayattır # 4

Sus be Pele!

Ronaldo talihsiz sakatlığının ardından bıçak altına yatmış ve tahminen 9 ay sahalardan uzak kalacağına dair açıklama yapmıştı . Brezilya’nın efsane ismi Pele ise Ronaldo’nun artık yeşil sahalara bir daha dönemeyeceği yönünde bir tahmin yürütmüş . Bunu duyan Ronaldo ise Pele’ye vermiş veriştirmiş ve Pele’nin haybeden salladığını ve tahminlerinin hiçbir zaman doğru çıkmadığını söylemiş ve futbola geri döneceğine dair inancının tam olduğunu belirtmiş. Pele’ye gıcık olan sadece Ronaldo değil . Brezilya’nın eski çalıştırıcısı Scolari’de zamanında “Pele’nin futbol hakkında hiçbir şey bilmediğine inanıyorum” şeklinde bir yorumda bulunmuştu . Scolari’nin 2002 Dünya Kupasındaki taktik ve oyuncu seçimlerini eleştiren Pele’nin kupanın kazanılmasından sonra çark ettiğini ve eğer başarılı olmak istiyorsanız önce Pele’yi dinleyin ve ondan sonra onun dediklerinin tam tersini yapın açıklamasının var olduğunu da hatırlatırız …