2 Temmuz 2009 Perşembe

Kaçın Almanlar geliyor !

Canavar gibi yetişen , gümbür gümbür gelen bir Alman altyapı imparatorluğuyla karşı karşıyayız. Son 11 ay içinde U17,U19 ve U21 gençlerinin oynadığı tüm turnuvaları kazanıp bir anlamda hat-trick yaptı Panzer cemaati . Bunun semeresini elbette önümüzdeki 10 yıllık dilimde fazlasıyla görecek Almanlar . Peki nasıl oluyor tüm bu işler ? 1998 yılında Fransa Dünya Kupası'nda Hırvatlara karşı alınan 3-0'lık mağlubiyet Alman futbolunu resmen çatlatmıştı . 2 yıl sonra Hollanda-Belçika ortaklığında düzenlenen Avrupa Şampiyonasında İngiltere ve Portekiz karşısında alınan hezimetler Almanları grup sonuncusu yapmıştı . İşte o zamanlar Alman futbolu bir daha iflah olmaz klişesi oluşmaya başladı . Alman futbol otoriteleri Alman futbolunu yeniden nasıl ayağa kaldırabiliriz sorusunun cevabını aramaya başladı o yıllardan itibaren .
2 sene sonra Japonya'da Brezilya ile Dünya Kupası Finali oynamasına karşın hala Almanların futbolu istenen tadı vermiyordu . İlerleyen bir kaç sene içerisinde, Almanlar tüm ülke genelinde Stützpunkte ve Leistungszentren adını verdikleri okullar oluşturdu . Stützpunkte bölgesel amaçlı olup , Almanya'nın 366 noktasında 14.000 Alman çocuğunu profesyonel biçimde taramaya başladı . Leistungszentren ise 1 ve 2. Bundesliga takımlarının bizzat profesyonel amaçlı oluşturduğu altaypı merkezleriydi . Sonuç ne mi oldu ? 600.000 çocuk tarandı ve hala da taranmakta . Her sene 4500 genç düzenli olarak profesyonel kulüplere tepsi içinde sunuluyor . Almanlar oldukça sistematik bir şekilde geleceğini yapılandırmaya başladı . Yani sizin anlayacağınız U17,U19 ve U21 'lerin aldıkları başarılar kesinlikle tesadüf değil ...

2009-2010 Bundesliga Fikstürü

Bundesliga 2009-2010 Fikstürü için TIKLA

Çocukluğunuza dönelim !

Keita G.Saray'da

Fotoğraf olarak Lille'de oynadığı dönemdeki halini kullandım, çünkü Lille'de gösterdiği performans Keita'yı Keita yapan süreçti . Lyon forması altında pek sükseli işler yaptığı söylenemez , fakat çokça fırsat verildiği zaman iyi işler çıkaran oldukça teknik bir adam . G.Saray'da sakatlanmazsa ,Surinam'lının sık sık kadroda yer vereceği bir isim olacağı kesin .Fildişili futbolcuyu bitiren Haldun Üstünel Türkiye'de yöneticilik olayına ayrı bir boyut kattı , nasıl beceriyor bu işleri bilmem . Takdiri kesinlikle hakediyor , çünkü G.Saray'ın transfer vizyonunu tamamıyle revize etti ...

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Zurnanın son deliği : Benzema !

Real Madrid'in resmi sitesine girdiğinizde , oyuncuları tanıtan bölümde forvet hattının 6 kişiden oluştuğunu göreceksiniz . Sırasıyla C.Ronaldo, Raul , Van Nistelrooy , Higuain , Robben ve Huntelaar . Fransız Karim Benzema zurnanın son deliği oldu ve ben gerçekten Manuel Pellegrini'nin nasıl bir 11 kuracağını , nasıl varyasyonlara gireceğini ve bu kadroyu nasıl idare edeceğini pek merak etmekteyim . Benzema'nın klasından bahsetmeye gerek yok . Ama sanki İspanya Benzema'nın ligi değil gibi geliyor bana . Ada futbolunda çok iş yapacağını düşündüğüm bu adamın Madrid'e gidişi sürpriz olmadı desem yalan söylemiş olurum . Geçtiğimiz sezon iyi işler çıkaran Higuain'nin büyük ihtimalle partneri olacak arkada Ronaldo destekli olarak. Fakat şarap tadındaki Raul'un ve düzelmiş ve formda bir Nistelrooy'un rahatlıkla Fransız'ı kulübeye göndereceğine eminim . Real Madrid madem bu kadar bol keseden savuruyor , neden David Villa'yı almamıştır da Benzema'yı tercih etmiştir acaba ? Real Madrid'in önümüzdeki sezon oynayacağı maçlarda çok klas goller izleyeceğiz muhtemelen . Fakat hala defans hattı sorunlu olan tuhaf bir toplama takım var karşımızda . Bu adamlar böylesine bir kadroyla takım olana kadar , Katalanlar daha çok tura çıkar gibime geliyor ...

30 Haziran 2009 Salı

Açılın ben de geliyom !

Yarın bir gün o da üzerine Madrid formasını geçirmeden son defa kırmızılı halini yayınlayalım bari. Fotoğraftaki enstantene İspanya'da yaşanır mı bilmeyiz , fakat onu İngiltere'den böyle uğurlayalım...

Sen neymişsin be Kaka !

Kaka'nın beş on dakika podyumda görünmesine 40 bin taraftar gelmiş . Bizim Cimbom'un maçlarına bile 10 bin adamı zor topluyoruz . Şımarık Portekizli şurda göründüğünde kaç kişi gelecek acaba ? Real Madrid şu transferlerden sittim sene zarar etmez böylesine umutları tavan yapmış taraftarla ...

Hatıra pozu !

12 yaşındaki Bojan Krkic , Coku ve Kluivert'in arasına girip bu pozu kaptığı için belki de dünyanın en mutlu çocuğuydu o zamanlar muhtemelen . Pozu verenler de , çeken de ortadaki ufaklığın istikbalde Nou Camp'ın çimenlerinde hoydur hoydur koşturacağından bihaberdi doğal olarak...

Peki nasıl olmuş bu Allianz Arena ?

29 Haziran 2009 Pazartesi

Grégory Coupet PSG'de

Lyon'dan ayrıldıktan sonra İspanya'da huzur bulduğunu söylemek çok zor . Çünkü bu sene G.Saray'da forma giyecek olan Leo Franco'nun yedeği oldu sürekli kariyerinin en verimli dönemlerinde. Aslında Lyon'da peşi sıra gelen şampiyonluklardan sonra İspanya macerasına girmenin pek anlamı yok gibiydi . Fransa milli takımında Barthez'in ardında anılmak onun için sinir bozucu bir deneyimdi . Şimdi tekrar Fransa'ya dönüp , kulübeden çok kalede mesai yapmak isteyen bir adam var karşımızda. PSG'de bizim Mevlüt'ün takım arkadaşı olacak yeni sezonda. PSG sanki eski tüfekleri barındıran bir takım gibi Fransa'da. Thuram ,Makelele, Guily gibi emektarlardan sonra Coupet'e de kucak açtı...

26 Haziran 2009 Cuma

Silindir !

Schneider de bıraktı ..!

Futbolu bırakanların geçmişte neler yaptıkları değil en son halleri kalır genelde akıllarda . Belki de bu ülkemiz için geçerli bir kural çoğunlukla . Alman futbolunun sevilen ismi Bernd Schneider de futbolu bırakanların arasına katıldı . Geçmiş kariyerine baktığımızda en büyük başarısı hep 2. olmak oldu Schneider'in. Yukarıdaki fotoğrafta 2002 CL Finalinden. Bu bakışlar çok şey anlatıyor galiba . Ne şampiyonluk ne de kupa, ama yine de sevilen bir adam olmak . Telaffuzu en güzel Alman isimlerinden biri olan bu adama eyvallah diyelim...

Hakem

Kendi kendime yeterim !

Futbolcular hiç menejersiz yapamaz mı ? Hiç kendi kendilerine yetmez mi ? Neden bazı dandik menejerlerin elinde oyuncak olurlar ? Bu sorular bir aralar sık sık aklıma gelirdi. En azından bir kulüple anlaşırken bazı teknik konulardan çakan bir kaç avukatı o an için kullanıp ,işin geri kalan tarafını idare edebilirler diye düşünmüşümdür hep . İngiliz basınını dolanırken farkettim . Rus futbolcu Arshavin bundan böyle menejeriyle yollarını ayırdığını , artık kendi kendisinin menejeri olacağını duyurmuş . İlk defa böyle bir haber duyuyorum ve kendisini de takdir ediyorum . Menejerler elbette bazı futbolcular için olmazsa olmazlardan , çünkü kafası futboldan başka hiç bir şeye basmayan ve iki lafı bir araya getiremeyen yığınla topçu var . Fakat bazı menejerler harbiden futbolcunun etinden sütünden yararlanmakla kalmayıp , kendi malı gibi futbol kulüplerine caka satıyor . Bunun örneklerini medyada sık sık duymuşsunuzdur. Arshavin kendi kendisine yeteceği kanısına varıp , menejeri İsrail'li Dennis Lachter ile yollarını ayırmış . Artık Arshavin'in kapısını çalıp , fiyatını bizzat kendisinde öğrenebilirsiniz bundan böyle . Gerçekten takdir ettim ...

25 Haziran 2009 Perşembe

I am back !

Geçen sezon sakatlığından dolayı Nihat Villareal'de sadece 8 maçta ilk 11'de başlamış . Ligde 19 kez , Şampiyonlar Ligi'nde biri ilk 11'de olmak üzere 4 maç yapmış. Fileleri bir kez olsun havalandıramamış . Oysa 2008 -09 sezonunda 18 golle takımının en skorer ismi olan Nihat'ın , en son bir resmi maçta attığı gol 15.06.2008'de Euro 2008'de Çek Cumhuriyeti'ne karşı . Bir yılı aşkın bir süredir Nihat filelerin yanına bile uğramamış . La Liga kariyerini 75 golle kapattı Nihat . Kuşkusuz onun için en şaaşalı yıl şampiyonluğun kılpayı kaçırıldığı Sociedad'lı 2002-2003 sezonuydu . O sezondan sonra Nihat İspanya'nın spekteküler isimleri arasına girdi . Güzel bir kariyer , dolu bir cep ve sağlam bir İspanyolca onun için İspanya'dan geriye kalanlar. Nihat Türkiye'de iş yapar elbet , fakat İspanya'da geçirdiği huzur dolu dönemi çok arayacak, zaten sürekli röportajlarında İspanya'nın huzur ortamından bahsediyordu. Bence Nihat'ı zor günler bekliyor . Hele 6-7 hafta gol atamasın siz ozaman görün bizim medyayı. Beşiktaş'ın son günlerdeki transfer vurgunlarından sonra böyle bir nefes almaya ihtiyacı vardı elbet . Onlar içinde hayırlısı olsun , çünkü yoğun bir maç yılı onları bekliyor ...

24 Haziran 2009 Çarşamba

Wunderkid - Marko Marin

Bundesliga'yı takip edenler bu bücürün ne kadar maharetli ve patlamaya hazır bir bomba olduğunu farketmiştir. Marko Marin , Diego'nun çizme yolunu tutmasından sonra , Bremen'in yeni transferi oldu bugün itibariyle . Henüz daha 20 yaşında ve Almanya onun üzerine bir hayli titriyor. Aslında kökeni itibariyle Alman da değil kendisi .Annesi de babası da Sırp. Yani sizin anlayacağınız gurbetçi bir Sırp ailenin Almanya'da yetişen oğulları. O da Mesut gibi . Ama Sırbistan kelimesinin S'si bile geçmiyor onun için. Almanya artık gurbetçilerdeki cevherleri kaçırmak istemiyor . Marin ufak tefek bedeniyle futbolcu izlenimi vermese de ilk başta, onu tutmak için faul yapmaktan başka şansınız yok gibi. Takip edilmesi gereken adamlardan ...

Ufaktan dedeye benzemeye başlamış ..!

22 Haziran 2009 Pazartesi

Yeni nesil ..!

32 sayfada OWEN

Çaresizlik insana neler yaptırıyor işte . Zamanın Wonderkid'i kariyerine küme düşme deneyimini ekledikten sonra , kendini pazarlayabilmek adına geçtiğimiz günlerde 32 sayfalık bir broşürü Premier League takımlarına göndermişti . Oysa böyle bir broşüre gerek kalmadan eninde sonunda bir takıma transferi gerçekleşirdi Owen'ın . Broşürü tam olarak görmemiştim , meraklısı varsa buraya tıklasın . İngilizler görsellik işini iyi kıvırır zaten , pek te alımlı bir broşür olmuş. Tabi İngiliz medyası Owen ile iyi kafa buluyor doğal olarak . Hakkaten yahu ne gerek vardı böyle saçma sapan bir şeye ...?