18 Şubat 2010 Perşembe

Zayıf halka - Leo Franco

2004 ve 2009 arasında Atletico Madrid kalesini tam 153 kez korudu Arjantinli kaleci . Bu sürede 159 gol yemiş . Aslında sahadaki futbolcular içinde en tuhaf maç onun için olacak . Ortama , taraftara alışkın bir kalecinin bu gece neler yapacağını merak ediyorum. Ben de dahil olmak üzere çoğu G.Saray'lının ona kanı kaynamadı . Geldiğinden beri Cimbom'un kötü performans sergilediği maçlarda hiç bir zaman maçı kurtaran adam olmadı . Harika bir planjonunu , kader kurtarışlarını pek göremedik . Herkes forvetteki adamsızlıktan yakınadursun , beni en çok endişelendiren adam kendisidir . Defansı toparlamaz , bağırmaz , sessiz sakin maçını oynar , yediği golü fileden çıkarıp santraya gönderir genellikle. Bir türlü yakıştıramıyorum bu adamı Galatasaray'a. Umarım beni utandırır bu gece ....

17 Şubat 2010 Çarşamba

Henry kayıplarda !

Barça ile ilk yılında tutunmaya , ortama adapte olmaya çalıştı . Arsenal'den tanıdığımız deli dolu Henry'i o zamanlar çok aradık . Geçtiğimiz sezon Katalan ekibi rüya gibi bir sezon geçirirken özlediğimiz Thierry Henry'de hatırı sayılır işler yaptı ve çeşitli resmi maçlarda toplam 26 gol atarak , Gunners'ta asla ulaşamayacağını düşündüğü kupalara ulaştı . Bu sezon, Kasım ayında eline yüzüne bulaştırdığı İrlanda maçından beri , sakatlıkların da etkisiyle yedek kulübesinin müdavimi oldu . Bunda genç Pedro'nun zirve yapan formu da etkili oldu diyebiliriz. Eto'o gibi bir hazineyi rahatlıkla gözden çıkarabilecek bir iktidara sahip Guardiola'nın artık ona da eskisi gibi sıcak bakmadığı aşikar . Henry'nin takımla olan bir yıllık sözleşmesi daha var . Fakat mazideki gibi olmazsa olmazlardan değil . Transfer sezonunda bol bol onu konuşacağımızı hissediyorum bu yaz . O da Türkiye'ye gelsin , yol geçen hanı olsun, tam olsun , iyi mi ..!

Yılmaz Vural yine kahroldu !

Hiddink'in Türkiye milli takım patronu olacak olması ilk etapta oldukça sevindirici. Hollandalı gittiği her takımın çehresini değiştirmiş bir isim olmakla beraber, zamanında Fenerbahçe'deki deneyimi onun istikbaldeki antrenörlük kariyerinin şekillenmesinde bir hayli etkili oldu . Şu bir gerçek ki , ülkemiz son yıllarda futbol fabrikasını şaşaalı transferlerle , muazzam miktardaki para trafiğiyle ve futbol üzerine dönen varyasyonlarla önlenemez şekilde genişletmeye başladı . Önemli kimliklerin memleket futbolunda öyle ya da böyle katkılar sağlayacağı tartışılmaz. Hiddink te bu yolda futbolumuzun kaderini belirleyecek önemli isimlerden birisi olacak . Ama şu akıldan çıkmasın , Türkiye potansiyelin dolu dolu olduğu ; lakin en baba adamların dahi zorlandığı ve zorlanacağı tuhaf bir ülke. Hollandalıyı bozuk para gibi harcayabiiliriz de (Harcadık bir ara zaten) . Bence Hiddink kariyerinin en riskli görevini kabul etmiştir. Sabırsız bir ülkenin , eleştiri efendileri medyanın ve olmayacak şeylerin olduğu ve bulunduğu coğrafyada Hiddink'in dersini bir değil iki kere çalışması gerekebilir. Hiddink'in kariyeri elbette senet gibi önümüzde duruyor . Ama dedim ya , ülkem güzel ülkem tuhaf bir ülke . Hollandalı'yı yapacak çok ama çok iş bekliyor .İlk başta Yılmaz Hoca'nın gözü üzerinde olacak :) Umarım Türkiye için hayırlısı olur ....

12 Şubat 2010 Cuma

Çal baba çal !

Terrific Tunny !

"Tunny (Tuncay) korkunç (terrific-iyi anlamda yani) bir oyuncu , muhteşem yetenekleri var bir takımın ihtiyacı olan farklılığı onunla yakalıyoruz . O ve Etherington çok iyi oyuncular ve onların arasına Ric'i de (Ricardo Fuller) karıştırdığımız zaman iyi işler yapıyoruz -Tony Pulis. "

Anlaşılan Pulis doğru yolu bulmuş .

Arjantinli Arjantin'liye karşı !

Maradona, Real Madrid sportif direktörü ve aynı zamanda hemşosu ve takım arkadaşı Jorge Valdano'ya verip veriştirdi geçtiğimiz günlerde. Maradona , Valdano'nun Real'de oynayan Arjantinlileri tabir yerindeyse kayırmadığını ve milli takımın kaderiyle oynadığı yönünde hemşosuna lafları giydirmiş. Gonzalo Higuain, Fernando Gago ve Ezequiel Garay gibi futbolculardan arada sırada Higuain'in forma giydiğini , ve Heinze'nin Marsilya'ya gönderilmesiyle Valdano'nun oyunculara sahip çıkmadığı yönünde atıfta bulunmuş. Göreve geldiğinden beri 16 ayda 101 futbolcu oynatmasıyla eleştirilen Maradona'nun teknik adam olduğundan beri futbolculuk prestij ve kariyerini çarçur ettiğini düşünenlerdenim. Şimdiden olası Afrika başarısızlığına kılıflar mı aramaya başladı acaba ?

Kaleleri şaşırmak !

Manchester United'ın bu sezon oynadığı maçlarda , rakipleri şu ana kadar kendi kalesine tam 10 gol attı. Bu bir rekor . Eski rekor da United'a ait ve 6 idi . Özellikle son oynanan 8 maçta 7 kez rakipler kendi filelerini havalandırdı . Bu goller United'a 7 puan kazandırmış . Berbatov ve Owen ikilisinin attığı gol sayısı da 10 . Yani sizin anlayacağınız rakipler Berbatov-Owen ikilisini geçmek için var gücüyle çalışıyor :) Özellikle 6 Şubatta oynanan ve 5-0 biten biten Portsmouth maçının follerinden 3'ünün Pompey tarafından gelmesi evlere şenlik bir durum. Geçtiğimiz hafta oynanan ve 1-1 berabere biten A.Villa maçında , United'ı ipten alan adamın yine bir Villa'lı olması da ne oluyor len sorusunu akıllara getirmiyor değil. Yakında İngiliz takımları bizim takıma neden hiç penaltı verilmiyor diye değil, rakip neden kendi kalesine gol atmıyor diye mızmızlanmaya başlarsa hiç şaşırmayın ...:)

11 Şubat 2010 Perşembe

Çizgiyi aşmak !

Zavallı Portsmouth !

İşler gıcırındayken transfere deli gibi para harcandı . Kulübün geçen seneki sahibi Sacha Gaydamak eski menejer Redknapp'in transfer istekleri için bankalardan fazlasıyla kredi çekti . Mali kriz dünyayı kasıp kavurduğu sırada bankalar kulüpten borçların geri ve zamanında ödenmesi konusunda baskılar yaptı . 2008 yılında kazanılan FA Cup'tan beri borçları kapatmak adına önemli oyuncularını 94 milyon sterline sattı . Buna rağmen 50 milyon sterlinden fazla borç var ve Portsmouth resmen can çekişiyor . Yakın zamanda web sitesi bile kapanmıştı , şimdi yeniden aktif. Kulübün kapatılması , puanların silinmesi veya bir an önce en alt liglere düşürülmesi gündemde. Eğer böyle bir şey olursa , Avrupa futboluna ibret olacak bir Pompey vakasıyla karşı karşıya kalabiliriz. UEFA Pompey'den yola çıkarak katı yaptırımlara hazırlanabilir. Paranın içinde bir gün boğalacak bu futbol , ama kimbilir ne zaman ?

İyi ki soyadın Ateş olmuş be !

Akşam : Cimbom Ateş'lerde
Bugün : Ateş Galatasaray'ı yaktı !
Vatan : Ateş düştüğü yeri yakar.
Takvim : Aslan Ateş'e düştü !
Star : Ateş düştüğü yeri yakar.
Sabah : Ateş düştüğü yeri yaktı .
Milliyet : Ateş düştüğü yeri yaktı .
Hürriyet : Aslan'ı Necati'nin ateşi yaktı !
ve bir dünya gazete ve internet sitesi....vesaire....vesaire....

Beatles & Bob Marley

8 Şubat 2010 Pazartesi

Sevince bak hizaya gel !

Zidane ve Ankaragücü'lü Rothen

Şampiyonlar Ligi finali görmüş bir adam daha ülkemizde sessiz sedasız top koşturmakta . Jerome Rothen 2004 yılında Prso,Guily,Nonda ve Morientes'li Monaco'da harikalar yaratıp finalde Mourinho'lu Porto'nun rakibi olmuştu hatırlarsanız. Rothen o günlerdeki formunda olsaydı A.Gücü formasını şimdi nah giyerdi kanaatimce . Ama her şeye rağmen Lemerre gibi onun da A.Gücü takımında futbol yaşantısını sürdürmesine şaşırmadım desem halt ederim. Rothen'in Zidane ile ilgili pekte hoş olmayan bir anısı var. 2008 yılında yayınlanan otobiyografisinde buna da değinmiş. Finale kadar giden yolda , çeyrek finalde Monaco Real ile eşleşir. Monaco R.Madrid'i saf dışı bırakır. Maç esnasında Zidane Rothen'e arkadan çelme takar . Rothen biraz da zaman geçirmek istediği için tabir yerindeyse artistik yapar ve bir güzel yuvarlanır. Zidane Rothen'in yanına gelir ve kulağına fısıldar "Ayağa kalk, seni O...Çocuğu!"der.
Zidane'ın kullandığı 'fils de pute' ifadesi Rothen'i şok eder . Maçtan sonra özür bekler, özür gelmez. Milli takım kampında yine özür bekler , Zidane yine sallamaz . Zidane'ın Fransa'daki imajına zarar vermemek için Rothen konuyu kapatır fakat otobiyografisinde bu hadiseyi de geçmeden edemez. Zizou bu kızdırmıycan adamı, Allahtan Rothen'e Materazzi muamelesi yapmamış...!

1 Şubat 2010 Pazartesi

Babasına bak kızını al !

Nonda Cimbom'da ne yaptı ?

G.Saray'a geldiğinden beri 79 maçta forma giydi Kongo'lu Shabani Nonda. 8647 dakika görev aldı , 38 gol attı . Attığı 38 golün 23'ü Turkcell Super Lig'de , 12'si Avrupa maçlarında , 2'si Türkiye Kupası'nda ve 1 tanesi de Kayserispor ile oynanan Süper Kupa Finali'nde . Kimi zaman iyi topçu dedik , kimi zaman sahada gezinen figüran muamelesi yaptık . Monaco yıllarındaki Nonda olsaydı şayet, deli danalar gibi koştururdu .G.Saray'da bazı maçlarda yürüyecek mecali yoktu . Umursamadı , hayatın akışına bıraktı kendini . Takıma bu kadar kısa bir sürede hem yararlı hem de yararsız bir adam görmemiştik . Rıdvan Dilmen ona methiyeler düzdü , Türkiye'nin en iyi forveti diyordu çoğu zaman . Sonra Bobo en iyi oluverdi . (Rıdvan'ın forvetleri bitmez zaten! ) . Onun yerine gelen Jo ve Dos Santos'u fazla şişiriverdik sanki . Bir maçta yorum yapmak olmaz ama gördüğüm kadarıyla Jo ile Nonda arasında aman aman bir fark göremedim . Dos Santos'a da birisi pas vermeyi öğretmeli . Türkiye'yi çok mu küçümsüyor bu delikanlı ? Herkese de çalım atılmaz ki . Geçici çareler idare edecek bir süreliğine . Ama ben G.Saray'ın gelecek sezon Brezilyalı ve Meksikalı ile yola devam edeceğini sanmıyorum . Nonda'nın yerine Arjantinli kaleciyi şutlasalar daha bir hoş olmazmıydı acep ?

Nani'nin rüya golü !

Nani'yi genelde bal yapmayan arı tipi futbolcularının arasına katarım . CR7'nin hemşosu olması hasebiyle United'da arada kaynayıp gidiyordu işte . Ama dün Emirates'de bal yapmayı hatırladı ve öylesine güzel bir gol attı ki ben şimdiden bu golü 2010 yılının en güzel golllerinden ilk 3'e girer diyorum . Hele şuraya bir tıklayın da izleyin bakalım ...

Takım Köprüsü !

Terry'nin yediği naneleri geçtiğimiz günlerde çoğu blogger post yapmıştı . City oyuncuları Carlos Tevez, Stephen Ireland ve Nigel de Jong arkadaşları Bridge'e destek çıkmak için formalarının altında TEAM BRIDGE yazılı formalar giymişler . Dün oynadıkları Portsmouth maçının sonunda üçü de formalarını çıkarıp o t-shirtlerle göğüslerini gere gere soyunma odasına yürüdüler. Eğer Terry Manchester United futbolcusu olsaydı emin olun sadece City futbolcularının tümü değil tüm taraftarlar bu t-shirt'ü giyerdi . Bu t-shirt'ü giyen futbolcuların İngiliz olmaması da ilginç . Size ne ulan adamların uçkur davalarından demedim değil hani...!

Burda top oynamak isterdim be !

Faroe adalarının yerini haritada gösterin desem , inanın bir kaç dakikanız heba olabilir . Neyse mevzumuz futbol ve hayatımda gördüğüm en ilginç stad bu ülkede . Buna bu fotoğrafa rastladıktansonra karar verdim. Tam da denizle nehirin birleştiği, kayalıkların arasında stad yapmışlar , şurda dünya gözüyle iki top tepmek isterdim...

* Bademcik deyip geçmeyin , bir haftadır yataktan dışarı çıkamadım . Tatilde bolbol post yaparım diyordum , bol bol antibiyotik ve bitki çayları takviyesi aldım . Kendime yeni geliyorum. Sağlık gibisi yok be !