9 Mart 2010 Salı

Robben çaktı ...

Gecenin en güzel golü kanımca Robben'e ait . Uzaktan öylesine güzel çaktı ki , menekşeler ne olduğunu anlamadı bile , oysa saniyeler önce Jovatic durumu 3-1 yapmıştı ve Fiorentina taraftarları hala atılan gole sevinmekteydiler. Golleri görmek için TvGolo 'ya tıklayın. İnternetten maçı takip edebildik yeterince . Arsenal Porto'yu eleğe çevirmiş . Hafta sonu kaçırdığı gollerle saç baş yolduran Danimarkalı Bendtner hat-trick yapınca Fabregas'ın yokluğu hissedilmemiş bile . Şu Arsenal'in gençleri bir kupa görsün istiyorum be ...

V Sign

İngilizler bizim bildiğimiz işaret ve orta parmakların kalkmasıyla oluşan zafer işaretini avuç içi yüze gelecek şekilde yapıldığı zaman edepsiz , ayıp ve hakaret içeren bir davranış olarak algılıyorlar . Çoğu İngiliz sinirlendiği zaman karşısındaki denyo bir adama bu işareti gösterir . Zamanında Marmaris'teyken bizzat şahit olmuştum . Neyse konuya gelelim ; aynı işareti Wigan maçında Steven Gerrard maçın hakemine yaptı .İngiliz basınında bu hareket hatırı sayılır bir biçimde konuşuldu. Bir pozisyon sonrası sarı kart gören Gerrard hakeme bu işareti çaktı . Hakem görmezden geldi , fakat İngiliz medyası bunu kaçırmadı. Gerrard'ın karizması mı baskınlığı mı diyelim , hareket sineye çekildi . Aynı hareketin Türkçe versiyonunu bizim hakemlere yapsan, cezalar havada uçuşurdu muhtemelen . Bu arada Liverpool'un oynadığı bu futbolla yakında Liverpool taraftarının aynı hareketi futbolculara ve özellikle de Benitez'e çekeceği muhtemel gözüküyor ...

8 Mart 2010 Pazartesi

Rüzgar ters ESti !

Konsantrasyon geçen haftaki Kasımpaşa maçında unutulmuş, Eskişehir'e götürülmemiş . Ev sahibi ekip topa iyi bastı , G.Saraylı futbolcuların pas trafiğinin içine etti Cimbomu 18'e fazla sokmadı . Sonuç normal . Anormal olan bu kadar basit yenen gollerin artık normal hale gelmeye başlaması . Servet eski model arabalar gibi yavaş ; seri değil . Ayhan emekli olmak için can atıyor . Mehmet Topal saatli bomba ! Sabri formunu yakalayamadı , Caner açıkta oynarken takımın en yaratıcısı futbolcusu olurken , geride bir o kadar kısır ve sinir bozucu . Keita'nın ismi kaç kere zikredildi , Allah bilir . Arda kalabalığın içinde yalnızları oynadı .Elano'nun yanına gelip iki top yapalım diyen yok . Jo garibim sırtını kaleye dönmüş çırpınıp duruyor . Hakem eski hentbol hakemlerinden ! Eskişehir'in taraftar bomba ! Gel de sen böyle bir maçta galibiyet bekle . G.Saray'ın futbol adına maçtan sonra yaptığı en büyük iyilik , ligin heyecanını arttırması milleti şevke getirmesi . Bu arada pazartesi maç izlemek kadar itici bir olay yok . Maça biz bile konsantre olamıyoruz ...

7 Mart 2010 Pazar

Leverkusen nihayet yenildi !

Avrupa'nın kalburüstü liglerinde bugün itibariyle maç kaybetmeyen takım kalmadı . Nürnberg deplasmanında 3-2 mağlup olan Bayer Leverkusen en son geçen sezon 23.05.2009 tarihinde oynadıkları son lig maçında Energie Cottbus'a 3-0 mağlup olmuştu. O zamandan beri mağlubiyet yüzü görmeyen Leverkusen, Münih'in tek puanla kapattığı haftada Schalke'nin de altında 3.sıraya yerleşti. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın Almanya'da Bayern hegemonyasını kırmak zor ötesi bir olay . Farklı şampiyonlar çıksa da , su akar yatağını bulur misali Bayern Münih emaneti en kötü ihtimalle 1-2 senede geri almasını biliyor. Her şeye rağmen Almanya Ligi izlenmeye değer ...

Don !

Marnick Vermijl

18 yaşındaki bu delikanlının soyadı nasıl telaffuz edilir bilemeyeceğim ama önümüzdeki yıllarda onun ismiyle haşır neşir olacağız gibi . Vermijl Belçikalı ve Manchester United scoutları onu tam 11 kez izlemiş , Alex Ferguson ve alt yapı sorumlusu eski tüfek Ole Gunnar Solkjaer de okeyi vermiş ve United onu 300.000 Euro karşılığında 3 seneliğine renklerine bağlamış . Kulübü Standart Liege'nin bu işten haberi bile olmamış . Vermijl'in her türlü takım etkin etkinliği ve antremana katılması yasaklanmış . Vermijl defansta her iki ayağını da süper kullanan bir yetenekmiş. Bu genç iş yaparsa Standart Liege işte o zaman katmerli bir şekilde kahrolur...

6 Mart 2010 Cumartesi

Vah Yılmaz Hocam Vah !

G.Saray maçında Nonda 89 ve 90'da gollerini atar maç 1-3 biter ve 1 puan kaçar . Eskişehir maçında 89'da Burak atar bu sefer 3 puan kaçar ve maç 1-1 biter . Ankaragücü deplasmanında Meye 90'da golünü atar maç yine berabere 2-2 biter . Diyarbakır deplasmanında yine 90'da Şener fileleri havalandırır maç 2-2 biter . Antalya maçı tam bir dramdır. 2-0 giden maçta 87'de Veysel, 89 da Necati gollerini atar ve maç yine 2-2 berabere biter . Bugün de Kayseri maçında 90'da Abdullah golünü yazdı ve maç 2-2 sonlandı. Maç sonunda sinirleri alt üst olmuş Yılmaz Hoca hüngür hüngür ağladı. Son dakika golleriyle kaçan 11 puan ! 28 +11=39 . Ligimizde düşme barajı ortalama 40 puan diye düşünürsek , Kasımpaşa'nın bu puanları ilerde nasıl arayacağına siz karar verin. Bahtsızlık mı , konsantrasyon eksikliğimi yoksa beceriksizlik mi ? Ben işin içinden çıkamadım . Yılmaz Hoca ağlamasın da kimler ağlasın ...

Paul Scholes ve Diyarbakır

1994 yılında Ipswich filelerini iki kez havalandırdığında 20 yaşında bir delikanlıydı . Bu goller onun EPL'deki ilk golleriydi . O zamanlardan bu yana 16 sene geçti ve Paul Scholes Premier League'de oynadığı 436. maçta 100.golünü Wolverhampton filelerine gönderdi ve takımını çoğu zaman yaptığı gibi kurtaran adam oldu. Her daim bu adama sempati duyduğumu belirtmişimdir. Başlığa bakıpta bunun Diyarbakır ile ne alakası var diyeceksiniz. Alakası da olsun istemiyorum zaten. Bizim işimiz futbol üzerine bir şeyler karalamak, futbolun hoş taraflarından bahsetmek .Futbolun F'sinin olmadığı bir maçtan ve getirilerinden sabaha kadar bahsetsek ne kazanacağız ki . Allah bu güzel memlekete sabır selamet versin , derim başka bir şey demem, yemişim marka değerini ....

Su

1913 yılı Maine Road Stadyumu . Güvenlik susamış seyircilere su dağıtıyor . Şapkasız adam yok galiba ...!

5 Mart 2010 Cuma

La Bombonera - Çikolota Kutusu !

Dünyanın en ilginç tribünlerinden birisi de Boca Juniors'un mabedi La Bombonera'da . Stadı ilginç kılan üç tribünün bildiğimiz klasik yapıdayken maraton tabir ettiğimiz tribünlerden birisinin dümdüz olması. Yani en üstte oturan vatandaş ile alttaki arasında sahaya uzaklık minimuma düşürülmüş . Şeklinden dolayı stada La Bombonera denmiş ; yani Çikolota Kutusu. Stadın bu hali akustiğin artmasına katkıda bulunuyormuş. Atılan gollerde seyircilerin resmen stadı titrettiğini herkes hissediyormuş. Bu tribünden en üstte maç seyretmek keyifli olurdu muhtemelen , sanki tüm saha avuçlarındaymış gibi ...

Küs Forvetler !

Senelerce beraber oynayıp ta , birbirleriyle tek kelime bile konuşmadan küs durup, forvet hattında uyumlu bir beraberlik yaşaya(bile)n futbolcular olabilir mi sizce ? Manchester United'ın bir zamanlar ki vurucu timi Andy Cole ve Teddy Sheringham tam bu tanıma uyan futbolcular . Birbirinden son derece nefret eden ikilinin arasındaki soğukluğun nedenini Cole yıllar sonra açıklamış . Cole ilk defa 1995 yılında Uruguay'a karşı milli formayı üzerine geçirdiğinde sonradan oyuna girmişti . Sheringham ile değişikliğe giden Cole oldukça heyecanlıdır. Oyuncu değişikliği sırasında Sheringham Cole'un elini soğuk ve alaycı bir şekilde sıkar. İşte bu hareket yüzünden o gün bugündür Cole Teddy'e kıl olur . Kader onları United'da buluşturduğunda ikili tek kelime bile konuşmaz. Hatta Bolton ile oynan bir maçta yenen gol sebebiyle Teddy Cole'u suçlar. Belki de aralarındaki tek münasebet budur. Gol sevinçleri formalite icabıdır. Aradaki soğukluğa rağmen ikili uyum içersinde golleri takır takır sıralar. Kimse onların arasında bir şey olduğunu anlayamaz . Çünkü atılan goller ve muhteşem uyum çoğu şeyi kamufle eder. Profesyonellik bu olsa gerek galiba. Bizim buralarda böyle bir şey olsa medyasından , yönetimine kadar olay deşilir , futbolcular barıştırılır, taraftar futbolcuları tribüne çağırır yine de verim alınamazdı acep . Kültür olayı be ...!

Maçın hakkını vermek !

4 Mart 2010 Perşembe

İspanya'yı kim durduracak ?

Euro 2008'den beri 23 maç oynamışlar ve 22'sini kazanmışlar . Barcelona'nın çılgın oyun karakteri milli takıma da işlemiş durumda. Fransız futbolcu Henry İspanya maçından sonra "Barça'dan topun peşinde koşmak zorunda değilsiniz , zaten top bir şekilde sizi buluyor" demiş ve eklemiş "İspanya topu dolaştırarak bizi çok yordu." Şimdi yukarıdaki kadroya bakıyorum da bir tane top yapmayı bilmeyen , tekniği zayıf adam bulamıyorum . 11'de Xavi'nin olmadığını da hatırlatalım . Kadro Barcelona, R.Madrid ve Valencia'lı futbolculardan oluşuyor. Fabregas'ı da Barça'lı sayalım artık . Bu takımı yenmek için anti-futbol oynamaktan başka şansınız yok ,anca pas trafiklerini bir şekilde bozmak lazım . Şunların arasında ortada sıçan oynadığımı düşünüyorum da , gençliğimiz heba olur herhalde ...

Arjantin ve Higuain

Gonzalo Higuain dün Almanya'ya attığı golle Arjantin'in ve Maradona'nın G.Afrika'daki en büyük kozlarından birisi olacağını gösterdi . 23 yaşındaki golcü futbolcunun Real Madrid'in de gol yükünü çektiğini hesaba katarsak , niçin daha önceden milli takıma çağrılmadığı sorusu aklınıza gelebilir. Higuain Fransa doğumlu bir futbolcu . Babası "El Pipa" lakaplı Jorge Higuain yıllar önce Fransa'da Brest takımında top koşturdu. Higuain Fransa doğumlu olduğu için Fransız vatandaşlığını kaybetmek istemedi . Hatta Fransa Milli Takımı "Les Blues", 2006 yılında Yunanistan ile oynanan hazırlık maçına onu da davet etti . Arjantin ve Fransa arasında kararsız kalan Higuain, köklerini tercih etti ve Arjantin için oynamak istediğini söyledi . 10 Ekim 2009 yılında oynanan Peru maçında ilk resmi milli maçını oynadı ve ilk golünü attı. Almanya ile oynanan 2.milli maçında da golünü atarak 2 de 2 yaptı ve Arjantin medyasıda böyle bir yeteneğin nasıl olurda daha önceden milli takıma alınmaması konusunda Maradona'yı epeyce eleştirdi ve eleştirmeye devam ediyor. Real Madrid ile şu ana kadar oynadığı 128 lig maçında 61 gol atmış 33 tane de asist yapmış bir futbolcunun gelecekte futbol dünyasının en büyük isimlerinden birisi olacağını söylemek müneccimlik olmaz galiba ....

3 Mart 2010 Çarşamba

Şişe !

David Luiz

22 yaşındaki kıvırcık saçlı bu adam transfer sezonunda devleri peşinden koşturacak bir isim olacak muhtemelen. Benfica'nın Brezilyalı ve 22 yaşındaki genç savunma oyuncusunu M.United, Chelsea ve Real Madrid gözüne kestirmiş durumda. Onu çekici yapan savunmadaki sağlam duruşu. Benfica bu sezon oynadığı 21 Lig maçında kalesinde sadece 11 gol gördü . David Luiz savunmada Luisao ile birlikte başarılı bir sezon geçiriyor. Şu halini gören forvet neden gol atamaz belli oluyor hani ...

Emektar saat

İnsanoğlu her ne kadar teknolojinin esiri olmaktan kendini alıkoyamasa da eskiyi , nostaljiyi gönlünün, kalbinin bir köşesinden atamıyor . Arsenal kulübü de eski stadı Higbury'de 1930 yılından beri kale arkası tribinünde asılı duran emektar saati Emirates'in bir köşesine monte edecekmiş. Hoş bir olay bence. Bizimkiler Ali Samiyen'den Seyrantepe'ye ne taşır acaba , merak ediyorum. Bu arada saatin ilk haliyle sonraki hali arasında nasıl bir fark olmuş, yukarıdaki ve aşağıdaki karelere bakarak siz hesap edin ...

1 Mart 2010 Pazartesi

Oh be dünya varmış !

Micheal Owen 7 yıl sonra bir kupa kaldırdı. Futbol kariyeri boyunca hiç Şampiyonluk sevinci yaşamayan Owen, en son 2 Mart 2003 yılında yine Carling Cup finalinde Liverpool formasıyla Manchester United ile oynadıkları ve 2-0 biten maçta kupa sevinci yaşayabilmişti . Gollerden birisi de ona aitti .Gözlerinden bu duygunun ne kadar hoş olduğu anlaşılıyor. United'da oynuyorsan zaten kafadan bir kupa garanti . Owen'ın en çok yaşamak istediği başarılar Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu ve Lig Şampiyonluğu . Kariyerinde bunlar yok . Dünya Kupası Şampiyonluğu daha uzak bir hayal gibi gözüküyor...

Yekta'ya dikkat edin !

Kasımpaşa'nın genç orta saha oyuncusu 85 doğumlu Yekta Kurtuluş'u biraz alıcı gözüyle izleyin ne kadar hünerli bir futbolcu olduğunu farkedeceksiniz. Hafta sonu G.Saray'a attığı golden sonra bile şatafata kaçmadan gösterdiği asil gol sevinci onu farklı kıldı. Kanımca Kasımpaşa bu adamdan iyi para kazanır. Orta sahada pres yapıyor , top alıyor top veriyor ve Yılmaz Vural'ın kilit adamlarında bir tanesi . Büyük takım topçusu gibi oynuyor ve İzmir patentli . İzmir gibi bir memleketten sayısız cevherlerin ligimizde top koşturması aşikarken , İzmir'in futboldaki şu anki konumu düşündürücü ayrıca....