5 Mart 2010 Cuma

Küs Forvetler !

Senelerce beraber oynayıp ta , birbirleriyle tek kelime bile konuşmadan küs durup, forvet hattında uyumlu bir beraberlik yaşaya(bile)n futbolcular olabilir mi sizce ? Manchester United'ın bir zamanlar ki vurucu timi Andy Cole ve Teddy Sheringham tam bu tanıma uyan futbolcular . Birbirinden son derece nefret eden ikilinin arasındaki soğukluğun nedenini Cole yıllar sonra açıklamış . Cole ilk defa 1995 yılında Uruguay'a karşı milli formayı üzerine geçirdiğinde sonradan oyuna girmişti . Sheringham ile değişikliğe giden Cole oldukça heyecanlıdır. Oyuncu değişikliği sırasında Sheringham Cole'un elini soğuk ve alaycı bir şekilde sıkar. İşte bu hareket yüzünden o gün bugündür Cole Teddy'e kıl olur . Kader onları United'da buluşturduğunda ikili tek kelime bile konuşmaz. Hatta Bolton ile oynan bir maçta yenen gol sebebiyle Teddy Cole'u suçlar. Belki de aralarındaki tek münasebet budur. Gol sevinçleri formalite icabıdır. Aradaki soğukluğa rağmen ikili uyum içersinde golleri takır takır sıralar. Kimse onların arasında bir şey olduğunu anlayamaz . Çünkü atılan goller ve muhteşem uyum çoğu şeyi kamufle eder. Profesyonellik bu olsa gerek galiba. Bizim buralarda böyle bir şey olsa medyasından , yönetimine kadar olay deşilir , futbolcular barıştırılır, taraftar futbolcuları tribüne çağırır yine de verim alınamazdı acep . Kültür olayı be ...!

Maçın hakkını vermek !

4 Mart 2010 Perşembe

İspanya'yı kim durduracak ?

Euro 2008'den beri 23 maç oynamışlar ve 22'sini kazanmışlar . Barcelona'nın çılgın oyun karakteri milli takıma da işlemiş durumda. Fransız futbolcu Henry İspanya maçından sonra "Barça'dan topun peşinde koşmak zorunda değilsiniz , zaten top bir şekilde sizi buluyor" demiş ve eklemiş "İspanya topu dolaştırarak bizi çok yordu." Şimdi yukarıdaki kadroya bakıyorum da bir tane top yapmayı bilmeyen , tekniği zayıf adam bulamıyorum . 11'de Xavi'nin olmadığını da hatırlatalım . Kadro Barcelona, R.Madrid ve Valencia'lı futbolculardan oluşuyor. Fabregas'ı da Barça'lı sayalım artık . Bu takımı yenmek için anti-futbol oynamaktan başka şansınız yok ,anca pas trafiklerini bir şekilde bozmak lazım . Şunların arasında ortada sıçan oynadığımı düşünüyorum da , gençliğimiz heba olur herhalde ...

Arjantin ve Higuain

Gonzalo Higuain dün Almanya'ya attığı golle Arjantin'in ve Maradona'nın G.Afrika'daki en büyük kozlarından birisi olacağını gösterdi . 23 yaşındaki golcü futbolcunun Real Madrid'in de gol yükünü çektiğini hesaba katarsak , niçin daha önceden milli takıma çağrılmadığı sorusu aklınıza gelebilir. Higuain Fransa doğumlu bir futbolcu . Babası "El Pipa" lakaplı Jorge Higuain yıllar önce Fransa'da Brest takımında top koşturdu. Higuain Fransa doğumlu olduğu için Fransız vatandaşlığını kaybetmek istemedi . Hatta Fransa Milli Takımı "Les Blues", 2006 yılında Yunanistan ile oynanan hazırlık maçına onu da davet etti . Arjantin ve Fransa arasında kararsız kalan Higuain, köklerini tercih etti ve Arjantin için oynamak istediğini söyledi . 10 Ekim 2009 yılında oynanan Peru maçında ilk resmi milli maçını oynadı ve ilk golünü attı. Almanya ile oynanan 2.milli maçında da golünü atarak 2 de 2 yaptı ve Arjantin medyasıda böyle bir yeteneğin nasıl olurda daha önceden milli takıma alınmaması konusunda Maradona'yı epeyce eleştirdi ve eleştirmeye devam ediyor. Real Madrid ile şu ana kadar oynadığı 128 lig maçında 61 gol atmış 33 tane de asist yapmış bir futbolcunun gelecekte futbol dünyasının en büyük isimlerinden birisi olacağını söylemek müneccimlik olmaz galiba ....

3 Mart 2010 Çarşamba

Şişe !

David Luiz

22 yaşındaki kıvırcık saçlı bu adam transfer sezonunda devleri peşinden koşturacak bir isim olacak muhtemelen. Benfica'nın Brezilyalı ve 22 yaşındaki genç savunma oyuncusunu M.United, Chelsea ve Real Madrid gözüne kestirmiş durumda. Onu çekici yapan savunmadaki sağlam duruşu. Benfica bu sezon oynadığı 21 Lig maçında kalesinde sadece 11 gol gördü . David Luiz savunmada Luisao ile birlikte başarılı bir sezon geçiriyor. Şu halini gören forvet neden gol atamaz belli oluyor hani ...

Emektar saat

İnsanoğlu her ne kadar teknolojinin esiri olmaktan kendini alıkoyamasa da eskiyi , nostaljiyi gönlünün, kalbinin bir köşesinden atamıyor . Arsenal kulübü de eski stadı Higbury'de 1930 yılından beri kale arkası tribinünde asılı duran emektar saati Emirates'in bir köşesine monte edecekmiş. Hoş bir olay bence. Bizimkiler Ali Samiyen'den Seyrantepe'ye ne taşır acaba , merak ediyorum. Bu arada saatin ilk haliyle sonraki hali arasında nasıl bir fark olmuş, yukarıdaki ve aşağıdaki karelere bakarak siz hesap edin ...

1 Mart 2010 Pazartesi

Oh be dünya varmış !

Micheal Owen 7 yıl sonra bir kupa kaldırdı. Futbol kariyeri boyunca hiç Şampiyonluk sevinci yaşamayan Owen, en son 2 Mart 2003 yılında yine Carling Cup finalinde Liverpool formasıyla Manchester United ile oynadıkları ve 2-0 biten maçta kupa sevinci yaşayabilmişti . Gollerden birisi de ona aitti .Gözlerinden bu duygunun ne kadar hoş olduğu anlaşılıyor. United'da oynuyorsan zaten kafadan bir kupa garanti . Owen'ın en çok yaşamak istediği başarılar Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu ve Lig Şampiyonluğu . Kariyerinde bunlar yok . Dünya Kupası Şampiyonluğu daha uzak bir hayal gibi gözüküyor...

Yekta'ya dikkat edin !

Kasımpaşa'nın genç orta saha oyuncusu 85 doğumlu Yekta Kurtuluş'u biraz alıcı gözüyle izleyin ne kadar hünerli bir futbolcu olduğunu farkedeceksiniz. Hafta sonu G.Saray'a attığı golden sonra bile şatafata kaçmadan gösterdiği asil gol sevinci onu farklı kıldı. Kanımca Kasımpaşa bu adamdan iyi para kazanır. Orta sahada pres yapıyor , top alıyor top veriyor ve Yılmaz Vural'ın kilit adamlarında bir tanesi . Büyük takım topçusu gibi oynuyor ve İzmir patentli . İzmir gibi bir memleketten sayısız cevherlerin ligimizde top koşturması aşikarken , İzmir'in futboldaki şu anki konumu düşündürücü ayrıca....

28 Şubat 2010 Pazar

Gözyaşları ve Milli Takım

Stoke City'li futbolcu Shawcross için hayatının en zor günlerinden birisi olsa gerek . Aaron Ramsey ile girdiği mücadelede Aaron'ın bacağının kırılması karşısında kendisi de şok oldu , sahayı terkederken gözyaşlarına boğuldu . Surat ifadesinden korktuğu , şoke olduğu o kadar net anlaşılıyordu ki , büyük ihtimalle kötü bir niyet söz konusu değildi . Sahadan çıkarken hıçkırıklara boğulan Shawcross maçtan bir kaç saat sonra Capello tarafından İngiltere'nin Mısır ile oynayacağı özel maçın kadrosuna çağrıldı . Adam sevinsin mi , üzülsün mü şimdi ? Tam da son haftalarda müthiş bir top oynarken başına gelen bu hadise futbolunu nasıl etkiler acaba . İngiliz medyası Shawcross'un gözyaşlarını gördükten sonra olayın talihsiz bir kaza olduğu görüşünde birleşmiş görünüyor ...

Messi 95

26 Şubat 2010 Cuma

Cisse'nin Dönüşü...

Djibril Cisse Fransız futbolunun yetiştirdiği en renkli kişiliklerden birisi . Oynadığı her takımda öyle ya da böyle adından her daim söz ettirmesini bilen enteresan bir futbolcu. Bu sene komşu Yunanistan'da resmen harikalar yaratıyor. Ligde 22 maçta attığı 18 golün yanısıra , oynadığı 6 Avrupa maçında takımına 5 gol kazandırmış . Toplamda 23 golü var . Dün de Roma'yı ateşe veren adam oldu attığı gollerle . Takımı ligde lider konumunda. Tek amacı Dünya Kupasına gidebilmek fakat Domenech onun yüzüne bile bakmıyor . Gelecek hafta Fransa'nın İspanya ile yapacağı maça Karim Benzema ve Andre-Pierre Gignac gibi isimler sakat olmasına rağmen gene çağrılmadı . Domenech tercihini Everton santraforu Louis Saha'dan yana kullandı . Ağzıyla kuş tutsa da kadroya giremeyecek gibi . Santrafor arayan büyük takımlara ilaç olacak gibi bir adam ama komşu onu kaptı .

Arshavin,Eboue,Bendtner..!

Almanya İtalya'yı solladı sollayacak ...

Avrupa maçlarında Bayern Münih ,Werder Bremen ve Wolfsburg galibiyet , Stuttgart beraberlik ve Hamburg da yenilgi aldı. Hamburg PSV'ye yenilmesine rağmen turu geçen taraf oldu . Totalde gecenin ve geçtiğimiz haftanın en karlı ülkesi Almanya oldu. Uefa Avrupa Liginde fire yok , CL'de ise Bayern ve Stuttgart'ı zor bir gece bekliyor. İtalyanlara gelince , galibiyet kazandıran tek takım Inter oldu . Milan ,Fiorentina , Roma yenilirken Juventus berabere kaldı . İtalyanların Uefa ligindeki tek temsilcisi Juventus olacak .
İtalya böyle giderse yakın bir gelecekte Avrupa sıralamasında Almanya'nın gerisine düşecek . Bu da Avrupa'da oynayan takım kontenjan sayısının Almanya'nın eline geçmesi anlamına geliyor . Yukarıdaki en son güncellenmiş tablodan vaziyeti anlayabilirsiniz. Türkiye'nin en yakın rakibi Hollanda ile arasında 2,096'lık bir puan farkı var . Allahtan Hollanda'nın bizim gibi Avrupa'da oynayacak takımı kalmadı . Maalesef Avrupa maceramız Şubat ayına kadar sürdü. Mart'ı görenler deli gibi puan getirecek ama olmuyor işte...

25 Şubat 2010 Perşembe

Hakettik be abi !

Tur kıl payı elimizden kaçtı diyebilmek için türlü türlü bahaneler aramak isterdim . Fakat eninde sonunda gol atacağı belli olan bir rakip ve mevkisini bozuk para gibi harcayan Reyes karşısında istikbalden bahsetmek pek şık olmazdı . Gollerin göstere göstere yenildiği bir maçta ne eksiklikler ne de bir kaç metre önündekini gör(e)meyen hakem faciası teselli kaynağı olmasın . Bir ara yayıncı kuruluş topla oynama yüzdesini yüzde 51'e 49 G.Saray lehine gösterdiğinde, Cimbomu pas manyağına çevirmiş Atletico'nun nasıl olurda G.Saray'dan az bir ortalamaya sahip olduğunu düşündüm ve böyle bir istatistiğe küfürler salladım. Maçı genel anlamda bizler gibi izleyip kaçak dövüşen Mustafa Sarp ile futbolunu ve performansını her geçen hafta aşağıların aşağısına çeken bir Ayhan'ın orta sahada sihirli işler yapıp çakma forvet Arda'yı nasıl besleyeceğini düşünmek en kallavi fizik problemini düşünmekten daha zor olsa gerek . Arda adına üzülmedim desem yalan olur . Mevkisi dışında bir yerde zoraki oynayıp yine de bir şeyler yapabilmek maçın sonunda ona yorgunluk ve hayalkırıklığından başka bir şey getirmedi. Caner öylesine tuhaf işler yapıyor ki onu ipte yürüyen bir cambaza benzetiyorum . Karşıdan karşıya bin bir hüner ve maharetle geçerken, son adımda yere çakılıyor. Maçı sadece kalbiyle değil beyniyle de yaşayan oyuncularımızın olmasını ne kadar da çok isterdim . Sonuç olarak etiyle buduyla varacağı en son noktaya kadar vardı G.Saray . İki kupa da elden gitti , artık maç trafiği denen olay da yok. G.Saray'ın bundan sonra yapacağı en hayırlı iş bir an önce lige konsantre olması . Yönetim de gelecek senenin daha verimli olmasını istiyorsa transfer politikasını orta sahaya kanalize edip daha etkili isimler belirlemeli . Sadece mücadele eden değil aynı zamanda topu adam gibi dolaştıran isimler bu takımın en büyük ihtiyacı . Bu arada o güzelim koreografiyi gerçekleştirenlerin de ellerine sağlık ...

Esteban Cambiasso

Onun için tam anlamıyla defansif orta saha konseptinin pratiğe dökülmüş hali desek yeridir. Esteban Cambiasso Mourinho'nun Inter'de oynattığı anahtar oyuncularından bir tanesi. Koşuyor, savunmayı süpürüyor , asist yapıyor ve en kritik maçlarda da golünü çakıyor. Inter taraftarı ona Zanetti'den sonra takımın gelecekteki kaptanı gözüyle bakmakta. Dün gece Chelsea karşısında takımına galibiyeti getirdi ve Mourinho'ya biraz daha konuşma fırsat verdi . Sessiz sedasız işini yapan futbolculara bayılıyorum . Aslında Mascherano ile birlikte milli takımda orta sahayı allak bullak edebilecek adamlar, fakat Maradona Avrupa futbolunun en iyi orta saha elemanlarından birisi olan bu adamı neden milli takımda oynatmaz ve kullanmaz merak ediyorum ....

Legenden und Loyalität

Adidas her zaman Bayern Münih'e kıyak yapıp onlara özel ve has formalar üretmiştir diye düşünürüm. Kırmızının en çok yakıştığı takımlardan birisidir. 110. yıl kuruluş döneminde Mayıs ayında piyasaya sürülecek olan bu forma 70'li yıllara gönderme yaparak dizayn edilmiş. Slogan olarak Legenden und Loyalität (Efsaneler ve Sadakat) düşünülmüş ve iç tarafa efsane golcü Gerd Müller'in resmi monte edilmiş. Bu tür ayrıntılar insanın hoşuna gidiyor doğrusu ...

Tuncay attı , Stoke turu kaptı (Video)

24 Şubat 2010 Çarşamba

Enke'den sonra Hannover

Robert Enke 10 Kasım 2009'da intihar etmeden önce son maçını 2 gün öncesinde 2-2 sonuçlanan Hamburg ile oynamıştı . Enke'nin intiharı takımı öylesine sarsmış olmalı ki , Hannover 96 , Enke göçtükten sonra ligde 11 maç oynadı . Sonuç hiç iç açıcı görünmüyor : 10 mağlubiyet 1 beraberlik ,yenilen 31 gol ve attıkları 9 gol ve şu anda ligin sondan üçüncüsü . Takımın moralini düzeltmek için yönetim 2 tane psikolog tutmuş fakat psikologların da takıma bir şey veremediği gerçek . Ölenle ölünmez derler demesine de , bu performansıyla Hanover'in de üzerine toprak atıldığı açık ...